Harry Potter Kitaplarından Öğrendiğimiz 8 Önemli Ders

Albus Dumbledore

Harry Potter hikâyelerinden aldığımız önemli hayat derslerinden sadece birkaçından bahsedeceğiz!

Spoiler uyarısı: Ölüm Yadigarları’nı okumayı bitirmediyseniz bunu okumayınız!

1- Gerçek Arkadaşlıkla Her Şeyin Üstesinden Gelebilirsiniz

Harry, Ron ve Hermione’nin oluşturduğu beklenmedik üçlü tekrar tekrar gerçek arkadaşlığın bozulmaz bir bağ yarattığını bizlere kanıtladı. Birlikte Ruh Emicilerle, Ölüm Yiyenlerle, Dolores Umbridge ile ve Hortkuluklarla yüzleştiler. Ergenliğin ilişki sorunları, kıskançlık ve okuldaki sınavlar gibi korkutucu zorluklarından bahsetmiyoruz bile. Gerçek arkadaşlarınızla iseniz, muhtemelen büyü yapılmış yeni bir süpürge hakkındaki tartışmalar veya yanlışlıkla aşk iksirini içmek gibi sorunlar çok önemli olmuyor çünkü biliyorsunuz ki günün sonunda arkadaşlarınız her zaman sizin yanınızdalar.

Hogwarts Express

2- Cesaret Birçok Farklı Şekilde Olabilir

Harry, Yasak Orman’da Voldemort’u aradığında tüm cesaretini toplaması gerekmişti, ama serinin kitapları boyunca gördüğümüz tek cesaret örneği bu değildi.

Neville’in yaptığı gibi, kuralları çiğnedikleri için arkadaşlarınıza karşı çıkmak, veya Hermione’yi örnek alıp (kimse E.R.İ.T’i gerçekten ciddiye almasa da) inandığınız şey için savaşmak… Bunların hepsi birer cesaret ve dayanıklılık örnekleridir.

3- İnsanlar Sizi Şaşırtabilir

“Kitabı kapağına göre yargılamayın” deyişi yüzlerce kez doğrulandı ama buna rağmen hala bu deyişin anlamını tam olarak kavrayamıyoruz. Bir insan hakkında peşin hükme varmak riskli bir şeydir ve Harry Potter kitapları da bize bunu gösteriyor.

Kocaman bir yarı-dev son derece sadık, kibar ve sevecen bir arkadaş olabilir; aynı zamanda kekeleyen, ürkek bir profesör sarığının altında Voldemort’u saklıyor olabilir. Karanlık, sert bir İksir ustası her şeyini hayatının aşkı için feda etmiş olabilir, hatta Dumbledore gibi bilgeliğin en kusursuz örneği olan bir insanın oldukça karmaşık bir geçmişi olabilir. İnsanlar her zaman göründükleri gibi değildir, gerçi büyü dünyasında hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bu da seriden öğrendiğimiz son derece önemli bir ders.

Rubeus Hagrid

4- Yardım İstemek Kötü Bir Şey Değildir

Harry, gerçekten ihtiyacı olsa da, genelde yardım istemekten nefret ediyordu. Üç Büyücü Turnuvası’ndaki ipuçlarını çözmeye çalışırken veya kayıp diademi ararken, bunlar gibi tüm durumlarda Harry’nin ilk yaptığı şey, her şeyi kendi başına yapmaya çalışmaktı.

İyi niyetinden kaynaklansa da, Harry’nin bu tutumu birçok durumda en ideali değildi, ancak neyse ki Harry sonunda kendi başına mücadele vermesi gereken savaşlar olsa da, bazılarında kendi başına yapamayacağını anladı. Ayrıca, arkadaşlarınız ellerinde olan bir şey varsa yardım etmek ister ve yardım ettiklerinde sizi şaşırtabilirler – Ron’un Çataldili konuşmasını hatırlıyoruz değil mi?

5- Bazen Kalp Kırıklığı Kaçınılmazdır

Bu durum üzücü olsa da bir gerçek. Bize Harry ve Cho, Lavender ve Ron, Snape ve Lily’nin gösterdiği gibi, bazen her şey istediğimiz gibi gitmeyebiliyor.

Karşılıksız sevginiz yüzünden kalbiniz kırılabilir veya en sevdiğiniz insanları kaybedebilirsiniz, ama kitapların da gösterdiği gibi, kırılan kalbinize rağmen hayat devam eder. İnsanlar kendilerini toparlar ve hayata devam eder. Hatta ölüm bile korkulacak bir şey değildir, Dumbledore’un çok etkili sözü gibi, “yeni bir maceranın başlangıcıdır”.

6- Ama Gerçek Sevgi Sonsuza Kadar Sürer

Sevgi, Harry Potter serisi boyunca son derece güçlü bir konuydu, eğer birini tamamen seviyorsanız bu sevgiden geri dönülemez. Lily’nin Harry’ye olan sevgisinin koruma sağlaması ve Snape’in Lily’ye olan sevgisinin Lily’nin ölümünden sonra Snape’in hayatının gidişatını şekillendirmesi gibi. Gerçek sevgi sonsuza kadar sürer. Bir insanın ölmesi, o insana olan sevgimiz de öleceği anlamına gelmez, bu da seriden aldığımız ve bizi cesaretlendiren derslerden biridir.

Mirror Of Erised

7- Para Her Şey Değildir

Ailesinden Harry’ye oldukça yüklü bir miktar altın miras kalmıştı, ama bu altınlar ona istediği şeyi, kaybettiği ailesini, hiçbir zaman geri getirmedi. Tam tersi olan bir durum da, Ron ikinci el kıyafet giyerek ve ikinci el eşyalar kullanarak büyüdü ve ailesi hep bir şeyleri parasal olarak karşılayabilme endişesi içindeydi, ama Ron’un ailesi sevgi ve hayatla dolu bir aileydi.

Ron, Harry’nin servetini ve statüsünü kıskanıyor olabilir, ama Harry de Ron’un kocaman ailesine ve mutlu evine hep imrenmişti. Buradan da anlayabileceğimiz gibi, para gerçekten her şey değildir.

8- Korkularınızla Yüzleşmeniz Gerekir

Ne kadar korkutucu gibi görünse de bazen istediğimiz şeyi elde etmek için korkularımızla yüzleşmemiz gerekir. Hermione Basilisk’le karşılaştıktan sonra onun durumuna bir çözüm bulmak için zavallı Ron “örümcekleri takip etmek” zorunda kalmıştı. Ayrıca, Harry de Ruh Emicilere karşı olan korkusuyla yüzleşmek zorundaydı.

Ginny, kendisini Harry’ye fark ettirmek için onunla konuşmakla ilgili olan korkusuyla yüzleşmişti, Molly Weasley ise en büyük korkusuyla yüzleşmek zorunda kalmıştı – ailesinden birini kaybetmek. Bazen tek seçeneğimiz en zor olan yoldur ve bu gibi zamanlarda aslında kim olduğumuzu öğreniriz.

Aragogs Nest

⁠⁠⁠Evapsie!
2 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir