Harry Potter Serisinde En Can Yakan 7 Ölüm

SketchOfGraveyard_Illust

Şüphesiz Harry Potter serisi bizlere arkadaşlık bağlarının, aile ilişkilerinin ne kadar kuvvetli ve güzel şeyler olduğunu anlatmış olsa da, bizleri derinden etkileyen ölümleriyle de hatırımızda derin izler bıraktı. İşte bizleri fena etkileyen bu anlara tekrar dönüp bir bakalım!

Bu öyle bir hikayenin ölçütü ki karakterler çok gerçekçi, sanki kendi arkadaşlarımız gibiler.

Bu karakterler adeta sayfalarda ya da ekranda birlikte zaman geçirmek için can atacağınız kişiler: Sizin ilginizi çekebilirler, size ilham verebilirler, sizi öfkelendirebilir ya da güldürebilirler. O yüzden bu karakterlerden herhangi birinin ölümünün ne kadar ağır bir etkisi olacağı su götürmez.

Derler ki ölümün yedi aşaması vardır. Biz Harry Potter kitapları ve filmlerinde geçen ölümlerle bu yedi aşamayı şöyle ilişkilendirdik.

Spoiler Uyarısı: Bu noktadan sonrasına eğer Ölüm Yadigarları’nı okumadıysanız devam etmeyiniz.

1. Sirius Black – İnanamamak

Sirius‘un, acımasız Ölüm Yiyen kuzeni Bellatrix‘in ellerinde can vermesi öyle ani oldu ki gerçekliğini yitirdi. Bir an bakıyorsun, Bellatrix’e daha iyisini yapabileceğini söylüyor ve gülüyor, bir an sonra ise öylece kayboluyor… o.. o öldü mü yani?

Harry’nin bunan inanmayışı bizi yansıtıyor adeta. Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nın film uyarlamasında Harry’nin çığlık attığı sahnede sesi kesiliyor ve Lupin‘in onu tuttuğunu görüyoruz. Tam olarak bizlerin de bu noktada hissettiği şeylerin güzel bir yansıması. Bu nasıl olabilir? Bu çocuk yeterince şey yaşamadı mı!? Ailesiyle olan son bağı da böylelikle koparken bizde kalplerimiz onun için kırık bir şekilde kalakalıyoruz.

Sirius-Olurken

2. Albus Dumbledore – İnkâr

Snape‘in ağzından “Avada Kedavra!” sözleri döküldüğünde belki kitabın kapağını kapadınız ya da kendinize bir bardak soğuk su almak için filmi durdurdunuz, çünkü Dumbledore’un ölümü ile baş etmenin bir yolu yoktu. Harry’nin bir sonraki sayfada içinden geçirdiği gibi “… böyle bir şey olamaz.”dı.

Dehşet Harry’nin olduğu gibi sizlerin de kalplerinden süzülüyordu o an. “Dumbedore olmasın, lütfen Dumbledore olmasın!” kelimeleri çıkıyordu ağzınızdan. Bir sonraki bölümün çoğunda onun ölmediği umuduna sarıldık. Fakat daha sonra Harry’nin de “o devasa ve akıl almaz gerçeği, Dumbledore’un onunla bir daha konuşamayacağı ya da ona yardım edemeyeceği  gerçeğini kabullenmeye” çalıştığı sırada gerçek, bir tokat gibi bize de çarptı.

Albus-Dumbledore-Oluyor

3. Dobby – Yakarış

Kollarında son kez nazikçe, “Harry… Potter…” diyen ev cini Dobby can verirken Harry, onun için yalvarıp ağıtlar yakıyordu.

Ve o büyük, iri gözleri kararırken kitaptan bir satır bir çekiç gibi iniyor hafızalarımızda: “… gözleri, artık göremediği o yıldızların ışığıyla parlayan muhteşem, cam gibi  bir çift küreden ibaretti”. Okuyabileceğiniz en üzücü kelimeler “Özgür Cin Dobby burada yatıyor” olsa gerek.

Dobby-Cenaze

4. Fred Weasley – Suçluluk

Hogwarts Savaşı‘nda arkadaşlarının, özellikle de Fred Weasley‘nin cansız bedenini görmek Harry için dayanılmazdı. Kendisini Voldemort‘a teslim etseydi bütün bunların olmayacağı düşüncesi onu sarmaya başlamıştı.

2015’te, savaşın yıl dönümünde J.K. Rowling Fred’in ölümünü kaleme aldığı için ne kadar üzgün olduğuyla ilgili bir tweet attığında bütün o üzüntü geri geldi. Bunca zaman geçtikten sonra şimdi bile onun ölümü kelimelerle anlatılamaz. Gencecik hayatının kısacık sürmesi, George’u Fred’den ayrı düşünme fikri, bunun ailesi ve kardeşlerine getirdiği katlanmaz acı… Bu nasıl olabilir?

Kendi gözyaşlarımızı silmeye çalışırken Fred’in “yüzünde hala bir parça gülümseme” ile öldüğünü görmek zordu. Ölüm Yadigarları filminde Ron‘un yıkıldığını ve Molly‘nin onun alnını okşayarak abisini teselli çabasında olduğunu görüyoruz. Bir anda her açıdan yıkıcı bir etkisi oldu.

Peeves-Weasley

5. Remus Lupin – Öfke

Remus Lupin: Her ay acı verici bir değişim geçiren, eski püskü bir çantası olan ve dağınık görünüşü ile nazik bir adam olarak hatırlanacak. Bu zor yaşamında tam aşkı bulduğu, bir yere ait olduğunu hissettiği ve de baba olduğu anda öldü.

Böylesi trajik bir durumda öfkeden deliye dönmemek elde değildi ve Harry “… hissetmemeyi istiyordu… içinde bir yerlerde çığlık atan kalbini söküp atmak istiyordu…” ki bunu anlamak zor olmasa gerekti.

6. Nymphadora Tonks – Bunalım

Sırf metamorfoz güçlerine sahip olduğu için değil, zeki, komik ve cesur olan Tonks‘a ancak milyonda bir rastlayabilirdiniz. Sadıktı, yetenekliydi ve birlikte olmak istediği adam için savaştı. Onu Hogwarts’ta son savaşa, ölümüne getiren de Remus’a duyduğu sevgiydi.

Sadece üç kitapla tanıyıp içimizde derin bir sevgi beslediğimiz bu karakter öylece ölmüş ve bütün bu sözler ve cesaret kaybolmuştu.

Ve oğlu aynı Harry gibi bu iyi kalpli, nazik ve mükemmel ebeveynleri tanıyamadan tek başına kaldı. Biz de Tonks ve Remus’un, bedenleri Fred’in yanında, “solgun, durgun ve huzurlu bir şekilde, sihirli bir tavanda karanlığın altında belli ki uyur halde” ölümde birleşmiş bir görüntüleriyle baş başa kaldık.

7. Severus Snape – Kabulleniş

Severus‘un korkunç ölümü sırasında aslında onu tam olarak tanımıyorduk. O Dumbledore’un katiliydi ve Harry ondan, Hogwarts’a adımını attığından beri her kim olursa olsun nefret etti.

Ama sonra Harry Düşünseli’ne baktı ve hepimiz gerçeği öğrendik. Durum o kadar sarsıcı ve şok edici ki bildiğimiz her şey değişti. Severus, her zaman sevdiği kadın Lily Potter için kendini sürekli bir tehlike içine soktu. Snape hakkındaki gerçeği öğrenince onun sadık ve kendini adamış bir adam ve Harry Potter’ın tanımış olduğu en cesur insanlardan birisi olduğu gerçeği kabullenildi.

Severus-Snape-Lupin

⁠⁠⁠Evapsie!
  • 302
    Shares
4 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir