Harry Potter’ın Paralel Evrenlerdeki 4 Farklı Kaderi

Harry Potter serisinin en büyük dallanma noktası ise tabii ki ilk kitap olan Harry Potter ve Felsefe Taşı‘dır. Fakat hangi büyülü yollar gezilmedi? Bildiğimiz seriyi hangi seçimler değiştirebilirdi? Hadi Potter serisi başka hangi ihtimallerle büyüyebilirdi, hep beraber inceleyelim…

Hikayeler, hayata çok benzer şekilde, kararlar ile şekillenir. Lord Voldemort Harry’nin ebeveynlerini öldürmeye karar verdi. Albus Dumbledore bebek olan Harry’yi güvenliği için Dursleylerin yanına yerleştirmeye karar verdi; Dursleyler Harry’ye pislik gibi davranmaya karar verdi. Ve daha fazlası… Verdiğimiz kararlar, gidebileceğimiz yollar arasından seçtiğimiz yollardır.

İşte bizim merakımız burada başlıyor. Takip edilmemiş yollar – vermediğimiz kararlar, ve daha farklı karar verseydik neler olurdu? Kuantum mekaniklerinde, bu çoklu-evren teorisi olarak bilinir. Teori şöyledir: her bir karar aslında bir ağacın dallarından biridir ve bütün alternatif kararlar da diğer dallara açılır, başka gerçekliklerde.

1. Harry Potter Muggle Dünyasında Büyümeseydi Ne Olurdu?

Felsefe Taşı‘nın ilk bölümünden büyük bir karar verilmişti: Albus Dumbledore Harry Potter’ı Muggle akrabaları olan Dursleylere vermeyi seçmişti, bu sayede Harry normal bir şekilde büyüyecekti.

Fakat ya Dumbledore başka bir şeye karar verseydi? Ya Harry annesinin kanının olduğu yerde olmaya gerek duymasaydı? Ya büyülü dünyada büyüseydi? Şöyle ki, kesin olan bir şey varsa, kitaplarda tanıdığımız mütevazı, alçak gönüllü ve “normal” Harry Potter var olmazdı. Hogwarts’a büyüyü ve kendi ününü tamamen bilerek giderdi. Küçük bir Gilderoy Lockhart olabilir miydi? Ya da belki, binlerce büyülü selfie çekim isteğinden sonra (‘saçını kaldırır mısın, yara izini görmek istiyoruz da’) tanınmışlığından bıkmış olarak büyüyebilirdi. İki şekilde de, Lord Voldemort’u yenmesi için gerekli olan dayanıklılığı bulamazdı. Dursleylerle olan çocukluğu kesinlikle mutlu değildi, fakat en azından onu o yapan bu çocukluktu.

2. Harry, Ron’la Peron Dokuz Üç-Çeyrekte Karşılaşmasa Ne Olurdu?

Her karar direkt olarak verilemez tabii ki. Bazı şeyler şans tarafından yolunu bulur. Harry’nin Ron Weasley ile peron dokuz üç çeyrekte karşılaşıp da büyülü bariyeri geçmesini sağlayan olayı ele alalım. Şans başka bir şekilde gülseydi neler olurdu?

Harry muhtemelen Hogwarts Ekspresi’ni yakalamakta zorlanırdı. Hadi gelin bu problemi kendi kendine çözebildiğini varsayalım. Burada çok farklı “dallanmalar” söz konusu. Harry, Ron ile King’s Cross İstasyonu‘nda tanışmasa, Hogwarts Ekspresi‘nde beraber oturmazlardı, şekerlemelerle birlikte arkadaşlık kurmazlardı, ve Ron asasını çıkararak Hermione Granger’ın ilgisini çekemezdi, ki kendisi Harry Potter serisinin en önemli karakterlerinden biridir.

Harry Potter serisindeki olaylar, Ron’un arkadaşlığı olmadan gelişemeyebilir miydir? Mesela Harry Neville Longbottom‘ı bulsaydı, ya da Draco Malfoy‘u? Herhangi biri Felsefe Taşı’nı aramasında ona yardım eder miydi, ya da devasa bir büyücü satrancını yenmesinde yardım edebilir miydi?

3. Harry Slytherin’e Yerleşseydi Ne Olurdu?

Bu devasa bir kara: Harry Potter serisi iki yoldan birine bu anda ayrılabilirdi. Harry Slytherin’e seçilesydi, gideceği yolu dramatik bir şekilde değiştirirdi. Ron ve Hermione ile olan arkadaşlığının bu denli güçlü olabileceği şüpheli olurdu. Bu yine de Draco Malfoy ile arkadaş olacağı manasına gelmiyor. Her şey bir yana, o en kötüsü sonuçta.

Ron ve Hermione’nin desteği olmadan, Harry’nin serideki büyük gizemleri çözme yeteneği de muallakta kalıyor. Belki de süper-zeki, kahraman bir Slytherin arkadaşı ona yardım ederdi? Ya da Felsefe Taşı’nı bulmada basitçe başarısız olurdu ve sonucunda büyücülük dünyası karanlığa dört yıl erken batardı? Böyle bile olsa, Harry, Harry Potter ve Sırlar Odası‘nda Seçmen Şapka’dan Gryffindor’un Kılıcı‘nı çekebilir miydi?

4. Ron Hermione’ye Karşı Kaba Olmasaydı Ne Olurdu?

Bu, önemsiz gibi görünürken aslında çok önemli olan şeylerden biridir. Harry ve Ron zaten arkadaş olduğu fakat süper-zeki fakat kendini beğenmiş Hermione ile henüz bağ kurmadığı erken zamanlara gidelim. Aslında, Tılsım dersindeki gösterisinden sonra, Ron özellikle bu kıza karşı kabaydı: “Tevekkeli kimse katlanamıyor bu kıza,” dedi. “İnsan değil, karabasan.” Hermione bunu duyduktan sonra gözyaşları içinde kaçmıştı.

Şimdiyse, tabi ki, Harry, Ron ve Hermione farklı bir şekilde bağ kurabilirdi. Fakat olduğu gibi, Hermione’nin kızlar tuvaletine gitmesi, bir troll ile karşılaşması, Hermione’yi kurtarma görevinde Ron ve Harry’nin yola çıkması tamamı ile Ron’un kaba konuşmasıydı.

Peki neden bu zincirleme olaylar bu kadar önemli? Çünkü daha önce de bahsettiğimiz gibi, Hermione serideki en önemli karakterlerden biri: üçlünün her yıl çözmesi gereken gizemlerde kilit rol oynayan bir deha. Felsefe Taşı‘nı ele alalım, Hermione Nicolas Flamel‘in gizemini çözen kitabı bulmuştu. Ya da bunun da ötesinde, Sırlar Odası kitabında bilinçsizken odanın gizemini aydınlatmıştı. Ya da Azkaban Tutsağı‘nda Zaman Döndürücü ile günü kurtarmıştı. Liste böyle uzar gider.

Eğer üçlümüz bu troll sayesinde bağ kurmasaydı, Harry ve Ron Hermione ile en yakın arkadaşlar olmasaydı, koca Harry Potter serisinin Harry ve Ron’un etrafta dolaşıp hiçbir şey  çözememesinden ibaret olurdu. Voldemort’un zaferi hızlı ve kolay olurdu.

Harry Potter ve Felsefe Taşı’nın 20. yılı kutlamaları için bu ilk hikayeden temalar, anlar ve karaktarler daha fazla keşfedilecek. Sizler Pottermore‘un bu etkinliği hakkında neler düşünüyorsunuz? Bizlerle paylaşmayı unutmayın!

⁠⁠⁠Evapsie!
  • 122
    Shares
2 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir