Seçmen Şapka’nın Seçimlerine Bilimsel Bir Bakış

secmen-sapka-havali

Hogwarts’ın olmazsa olmazı Seçmen Şapka hakkında yapılan yeni bir araştırmanın sonuçlarını sizlerle paylaşmak istedik.

Theatlantic kaynağındaki yazı şöyle:

Yeni bir çalışma, kendini Slytherin olarak tanımlayan insanların Hufflepuff’lardan ölçülebilir biçimde farklı olabileceğini ortaya koydu.

Çok gurur duymuyorum ama şöyle bir gerçek var: PottermoreJ. K. Rowling tarafından 2012’de açıklanan Harry Potter temalı web sitesi- ruhumun derinliklerine indi, bulduklarını değerlendirdi ve beni bir Hufflepuff olarak nitelendirdi.

Serinin hayranları bunun neden can sıkıcı olduğunu anlayacaktır. Harry Potter hayranı olmayıp yine de bu yazıyı merak edenler için 3 şeyi açıklamam gerek. Bir: Serinin çoğu için bir arka plan oluşturan büyücülük okulu Hogwarts‘ta öğrenciler, kendine özgü karaktere sahip dört okul binasından birine giderler. İki: Pottermore sitesinde, benzer biçimde, hayranlar bir kişilik testiyle bu bölümlerden birine seçilirler. Üç: Hufflepuff’ın en belirgin niteliği “iyi” olmasıdır. Maskotu porsuktur. Hogwarts bir Amerikan lisesi kafeteryası olsaydı, Hufflepuff üyeleri, bir köşede arkadaşlarının üzerindeki çöpleri ayıklayanlar olurdu.

secmen-sapka-harry-potter

Yani, belki de anlaşılabilir bir biçimde, Pottermore sitesinin beni gerçekten de çok iyi okuyabildiği fikri, beni biraz telaşlandırdı. Çünkü, Kişilik ve Bireysel Farklılıklar dergisinde yakınlarda yayınlanan bir çalışmada araştırmacılar, kişinin tercih edildiği binanın onun kişiliğine dair ipuçları sunabileceğini ortaya koydu.

“Harry Potter ve kişilik ölçütleri: Dışa dönük Gryffindorlar, uzlaşmacı Hufflepufflar, zeki Ravenclawlar ve çıkarcı Slytherinler” adlı çalışma için, önceden Pottermore testini yapmış 132 Harry Potter hayranı, bir dizi kişilik değerlendirme testini doldurdu. Araştırmacılar, grubun tamamının puanlarıyla her binanın ortalama puanlarını karşılaştırınca, katılımcıların kişilik özelliklerinin her binanın kalıplaşmış özelliklerini çoğunlukla yansıttıkları görüldü. Ravenclawlar “bilgi ihtiyacı” konusunda en yüksek puanı aldı. Büyü dünyasının kötüleri olan Slytherinler, narsisizm¹, psikopati ve Makyavelciliğin² oluşturduğu Karanlık Üçlü’de (Karanlık Sanatlar’la³ karıştırılmamalıdır) en yüksek puanı aldı. Hufflepufflar, beklendiği gibi, en uzlaşmacı olanlardı. Sadece Gryffindor üyeleri -ki Harry Potter, arkadaşları ve Hogwarts’ın en cesurlarından oluşur- kurgusal arkadaşlarıyla eşleşmediler.

Dünyadaki Harry Potter çılgınlarını mutlu etmesi veya yıkmasının ötesinde bu çalışma, hâlihazırda bilinen bir fikre yeni bir katkı sağladı: Bir kişinin kurgusal bir gruba ya da karaktere duyduğu yakınlık, sayfaları aşarak onu şekillendirebilir. 2011 yılında, Buffalo’daki New York Eyalet Üniversitesi’nde bazı araştırmacılar, “yazınsal topluluk-özümsemesi varsayımı” adını verdikleri düşünce üzerine bir araştırma yayınladılar. Bu düşünce şöyle tanımlanabilir: Kişinin bir gruba dair yaptığı okumalar; kendisini o grubun bir parçasıymış gibi hissettirmek adına yeterli olabilir.

Harry Potter ve Alacakaranlık serilerinden alıntılar okuduktan sonra katılımcılar, okudukları bölümdeki büyülü varlıklarla -büyücü ya da vampir- özdeşlik kurdular. Ayrıca, geçen yıl yapılan farklı bir çalışmada çocuklara Harry Potter serisinden bazı parçalar okutuldu. Bu parçaların bir kısmı, Harry’nin o büyülü dünyanın damgalanmış üyeleriyle -örneğin, Muggle ya da sihirli olmayan ailelerde doğan büyücülerle- kurduğu arkadaşlıklarla ilgiliydi; bir kısmı da bu konuyla ilgisiz parçalardı. Çalışmanın ortaya koyduğuna göre, bu tür arkadaşlıkların geçtiği parçaları okuyan çocuklar, ilgisiz parçaları okuyan çocuklara nazaran, gerçek hayatta sosyal olarak “dışlanmış” kişilere daha hoşgörülü bir yaklaşım sergilediler.

secmen-sapka-hermione

Bu son çalışmada görülüyor ki etkinin en küçük kısmı kişinin kendi seçimine bağlı. Araştırmanın yazarları ayrıca şunu ortaya koydu ki kurguda geçen her binanın kişilik özellikleri ile oraya dâhil olmak isteyen kişiler arasında bir bağlantı var ve bu bağlantının, kişilerin gerçekte uygun görüldükleri yer ile ilgisi yok. Başka bir deyişle, belirgin bir özelliğe sahip olmak istemek ile o özelliğe gerçekte sahip olmak arasında bir bağlantı var. Örneğin,  çıkarcı Slytherin’lere dâhil olmak isteyenler, Pottermore testi öyle belirlemiş olsa da olmasa da narsisizm bağlamında yüksek not almaya meyilliler. (Hogwarts’ın müdürü, o yaşlı bilge büyücü Albus Dumbledore’un bir defasında söylediği gibi:

Bize aslında kim olduğumuzu gösteren şey, yeteneklerimizden çok seçimlerimizdir.”)

Çalışmanın yazarları genel olarak şunu söylüyorlar:

Bulgularımız kurgunun,  altta yatan gerçek kişilik boyutlarını yansıtabildiğini ortaya koyuyor. Açıkça görülüyor ki okuduklarımız, kendimizi nasıl gördüğümüzü etkileyebiliyor.

Ya da Dumbledore’un dediği gibi:

Elbette ki bunlar kafanın içerisinde oluyor Harry, ama bu neden gerçek olmadığı anlamına gelsin ki?


Narsisizm: Kişinin kendi bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu aşırı hayranlık ve bağlılık, özseverlik.

Makyavelcilik: Amaca ulaşmak için ahlaka aykırı da olsa her türlü aracı hoş gören siyasi anlayış.

Karanlık Sanatlar: Harry Potter serisinde bahsi geçer. Zarar vermek, kontrol etmek veya öldürmek amacıyla yapılan her türlü büyü.

Çeviri: Bülent Özgün

Kaynak: Theatlantic.com


Ayrıca bu yazılar da ilginizi çekebilir:

* Fantastik Canavarlar Kahramanları Hakkında Seçmen Şapka Ne Diyor?

* Seçmen Şapka’nın Belalıları: Harry Potter, Neville Longbottom ve Diğerleri

* Hogwarts’ta Bir Binaya Seçilmek Nasıl Bir Süreç?

⁠⁠⁠Evapsie!
1 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir