İki Ortak Son: Cedric Diggory ile Hodor’un Trajedileri

hodor cedric

Harry Potter ve Game of Thrones serilerindeki Hodor ile Cedric Diggory karakterleri arasında benzerlik olduğu aklınıza geldi mi? Hayır mı? Eh, MuggleNet sitesinden bir yazar bunu düşünmüş ve bununla alakalı bir makale hazırlamış. Bakın neler yazmış!

ÖNEMLİ NOT: Başlamadan önce bu yazının Game of Thrones dizisinin yayımlanan “KAPI” adlı bölümünden önemli derecede spoiler içerdiğini belirtmek gerekir!

* * *

Eğer Game of Thrones’un müdavimiyseniz ve geçtiğimiz haftalarda yayınlanan “Kapı” isimli bölümü izlediyseniz, siz de benim gibi bölüm sonunun yarattığı travmayı savuşturmaya çalışıyor olmalısınız. Aslında ben o akşam yayınlandığı gibi izleyemedim ve pazartesi günümü iş yerinde şu meşhur “Kapıyı tut (Hold the door)!” referansının ne anlama geldiğini çözmekle geçirdim. Acaba trajik bir hikayede geri dönüşü ya da ölümü mü simgeliyordu? İkisinin de doğru çıkacağı aklımın kıyısına bile gelmezdi.

Hodor’un şimdiki zamanda paramparça edilişi ile geçmişte aklını kaybettiği anları izlerken, Bran ile Hodor’un sahneleri aklıma Harry Potter ve Ateş Kadehi filmindeki bir sahneyi getirdi. Hodor’un Bran yüzünden lanetlenişi ve ölmesi ise beni şöyle bir sersemletti ve Kılkuyruk’un Cedric Diggory’yi öldürdüğü mezarlık sahnesini düşünmeye itti.

Ailesinde en küçük ikinci çocuk olan Bran bir süredir zaman yolculuklarını da içeren doğaüstü yeteneklerini kontrol etme konusunda Bloodraven ile çalışmaktaydı. Bu yeteneklerin Düşünseli’ne benzerliği aşikar. Bran ailesinin tarihini öğrenirken bir yandan da Ak Yürüyenler’in yükselişini izledi. Bu bölümdeki görüşte, Bran kendini Ak Yürüyen ordusu tarafından sarılmış halde bulur ve beklenmedik bir hareket ile, ordunun lideri uzanıp ona dokunur. Bran aniden uyanır ve Ak Yürüyen’in dokunduğu noktada işaretin, görüşü vasıtasıyla şimdiki zamana geçtiğini ve cildinde parladığını görür. Bloodraven Bran’ı, Ak Yürüyenler’in artık mağaraya girip onu arayabilecekleri konusunda uyarır.

Tanıdık geldi mi? Şu bahsettiğimiz mezarlık sahnesi? Hani Harry’nin Kılkuyruk ile baş başa kaldığı kısım. Harry’nin kaçabileceği bir yer yok, Kılkuyruk Voldemort’u tekrar hayata döndürebilmek için Harry’nin kanını, kolunu kesip işaretleyerek alıyor. Harry’nin kanı Voldemort’un damarlarında akarken ona, artık Harry’ye dokunabilme ve saldırabilme yetilerini kazandırıyor. Şu an bile Ralph Fiennes’in (Voldemort) sesi kulaklarımda yankılanıyor: “Artık sana dokunabilirim!” Tüyler diken diken.

Hem Harry hem de Bran en büyük düşmanları tarafından tüm kuvvetlerini kullanabilmek adına “işaretleniyorlar”.

hodor-hold-the-door-scn

Hodor ile Cedric ise aynı tarz bir kaderi paylaştıkları için benzemekteler. İkisi de iyi niyetli dostları tarafından ölümle lanetlenmişlerdir. Harry Cedric’e Üç Büyücü Kupası’nı alması için ısrar eder, kupa bir portal açar ve sonunda Cedric’in ölümüne sebep olur. Harry, Cedric’in de kupayı tutmasını isterken zaferi paylaşmak niyetindedir fakat aslında Cedric’i bilmeden, kendisine hazırlanan sürpriz partinin davetsiz misafiri yapar ve “kurban” durumuna düşürür.

Ak Yürüyenler’in saldırısı sırasında, Bran görüşünden uyanmış, Meera’nın kontrolü eline almasını sağlamış ve Hodor’un kafasına girmiştir. Hepsi birlikte kaçtıkları sırada Hodor, Bran ile Meera kaçabilsin diye kapıyı tutmak için geride kalır. Meera “Kapıyı tut!” diye bağırırken Bran’da Hodor’un aklında bu cümleyi yankılar. Daha sonra, Bran bir görüşün içinde tutsak kalır ve Meera’dan duyduğumuz bu komutun, aslında Hodor’un aklını yitirmesine ve konuşma yetisini kaybetmesine sebep olduğunu öğreniriz. Bran, Hodor’un akıl sağlığını yıllar evvel bu şekilde kaybetmesini ve sonunda da kollarında can vermesini kesinlikle istemedi. Şu aşamada Bran’ın yetenekleri gelişim halinde ve Bran, Hodor üzerinde böylesi güçlü bir etki bırakabileceğini asla bilemezdi. Bu durumu ben Melez Prens’te Harry’nin Sectumsempra büyüsünü kullanırken neredeyse Draco’yu öldürmesi durumuna benzetiyorum.

İlk düşüncelerim sonrası aklıma HBO ve George R.R. Martin’in, acaba J.K. Rowling’in hikaye virajlarından ödünç alıp almadığı geldi, ta ki bir arkadaşım Cassie bana Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin Potter serisinden çok daha önce basıldığını hatırlatana kadar. Buna karşın ben savımı bu sezonun kitaplara bağlı gitmemesine ve kitapların yazarı George R.R. Martin’den artık senaryo tavsiyeleri alınmamasına bağladım. Cassie ile ortak fikrimiz Bran’ın yazar Martin’in en sevdiği karakterlerden biri olabileceği üzerine –ki bu bize Bran’ın bu bölümdeki hikayesinin de uzun zamandır Martin’in kafasında olduğunu düşündürüyor.

cedrid-final

Benim çıkardığım bu tek sahnelik benzerlik dışında Harry ile Bran birden fazla ortak özelliğe sahip. İkisi de büyük savaşların ortasında kalmış gençler. İkisi de ailelerini kaybetti ve başkaları tarafından öldürülmeye çalışıldı. İkisi de üstü kapalı nasihatlere bayılan akıl hocalarını, Dumbledore ve Bloodraven’ı, hayatlarının en önemli anlarından birinde kaybetti. Eğer bu kıyaslamaları ciddiye alırsak, Taht Oyunları seyircisi Bran’ın geleceği adına bir şeyler söyleyebilir mi? Harry’nin hikayesini bilmeyen yok artık: Büyür ve onu çocukken öldürmeye çalışan kişiyi yok eder. Acaba Bran da benzer bir kaderi yaşayıp kendisini felçli hale getiren adamı saf dışı bırakabilir mi? Bran artık düşmanlarının işaretine de sahipken, acaba daha da güçlenip Ak Yürüyenler’in sonunu getirecek o kişi olabilir mi?

Rowling ve Martin’in yazdıklarını düşününce aklın yolu birdir demekten başka bir şey gelmiyor aklıma. Acaba ben kafayı yedim de iki yürek dağlayan senaryoyu da fazla mı düşünüyorum? Muhtemelen öyle. Fakat her bir açıyı düşünüp, bu tür benzerlikleri de göz önüne alınca kendimi, Harry’nin hikayesi Bran’ın yolunu çizebilir mi diye sormaktan da alamıyorum…

young-hodor

Ah be Hodor, iki lafın belini kıramadan kalbimizin kapısından öylece
çektin gittin…

⁠⁠⁠Evapsie!
2 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir