Fantastik Canavarlar Setinde Katherine Waterston ile Keyifli Bir Sohbet

FB_CoHP_Tina_2

Mugglenet sitesinin, sete gidip oyuncularla yaptıkları röportajları çevirmeye devam ediyoruz. Hatırlarsanız ilk olarak Eddie Redmayne ile olan röportajı yayınlamıştık. Sırada Tina karakterine hayat veren Katherine Waterston var!

Katherine Waterston’ın boş günü olmasına rağmen gelip bizimle söyleşi yapmaktan kaçınmadı. Diğer oyuncular gibi o da asasını yanında getirdi ve asasın sadeliğine anında kapıldım. Harry Potter’ı ilk defa okuduğumda asalar hayalimde tam olarak böyle canlanmıştı. Koyu kahverengi ve yalın bir asası var. Bu MACUSA’nın çalışanı ve (daha önce J.K. Rowling’in açıkladığı üzere) Newt Scamander’ın müstakbel eşi Porpentina “Tina” Goldstein’ın asasıdır.

Waterston’ın tavrı diğerlerine göre daha mesafeli ve içine kapanıktı, tabii bu onun karakteriyle son derece bağlı olduğunun bir göstergesidir.

B- Filmin açılışına bir yıldan daha az bir süre kalmışken insanların senin asanı satın alabileceğinin, seni oyuncaklarda ve tişörtlerde göreceğimizin farkına varmak sana garip geliyor mu?

K- […]Gerçekten de tuhaf. Hatta bir nevi çılgınca çünkü bunlar benim için özel şeyler. Tüm bu kararlar ve seçtiğim asa, yani neredeyse hususi bir durum gerçekten.  Diğerine tercih ettiğim bir asada beni çeken bir şeyler vardı. David’e hiçbir şey anlatmadım. Sadece, evet, bu Tina için daha mantıklı diye oldu ama bu şimdi bir tür seri üretime geçecek. (gülüyor) Gerçekten çok garip bir şey.

tina-wand-asa

B- MACUSA setini ziyaret etme fırsatımız oldu ve çok güzel bir yer, ama etraftaki sütun gibi bir şeylerin üstünde zannedersem seçkin büyücülerin heykellerinin bulunması birkaçımızın dikkatini çekti. Ve hepsinin de erkek olduğunu fark ettik. 1920lerin hükümetinde pek fazla kadın vekilin olmadığını kolayca düşünebiliriz. Bu durum senin karakterinin ilgilendiği bir şey mi? Tina kendini baskı altında hissediyor mu?

(Hepsinin erkek olduğunu duyunca şaşırıyor ve kafasının karıştığını söylüyor.)

K- […]Bir filmin çekildiği dönem var bir de oluşturduğumuz dünyada birçok bir tür büyülü yetki dediğimiz şey var. Dünyanın 1920’lerde veya Amerika’nın 1920’lerde olduğu gibi ırk veya cinsiyetle ayrılmış gibi bir durum yok. Kadın başkanımız bulunmakta. Bu bir sır mı? Bizim dünyamızdan da farklı kurallar mevcut.

[Bu röportaj yapıldıktan sonra MACUSA’nın 1926’daki başkanı Carmen Ejogo’nun hayat verdiği Seraphina Picquery olduğu doğrulanmıştır.  Waterston’ın baştaki kafa karışıklığının sebebi bu olabilir.]

B- Kitaplar çıktığından bu yana Hermione bir ikon hâline gelmişken Harry Potter evreninde bir sonraki önemli kadın karakter olmak nasıl bir şey? Birçoğunun hayranlık beslediği birinin pelerinini devralmak gibi bir şey mi?

K- İkimiz de sırf kadınız diye kendimi onunla karşılaştırmak gibi bir düşünce daha önce hiçbir şekilde aklıma gelmedi. Yani bildiğiniz gibi tam anlamıyla farklı karakterler ve ben sırf kadınım diye onun yerini dolduruyormuşum gibi hissetmiyorum. İnsanlar için çok önemli olan bu dünyanın parçası olmak inanılmaz bir şey. O yüzden bunu bu şekilde düşünmemde bir problem görmüyorum. Olaya hiç öyle bakmamıştım ve bu muhtemelen gerilmeme sebep olurdu (gülüyor) çünkü Hermione filmlere çok iyi yansıtılmıştı. O yüzden bu konu hakkında düşünmüyorum.

tina_and_queenie

B- Alison özellikle okuyucuların zaten bildiği karakterler olmadığınız için sizin bu konuda biraz özgürce hareket ettiğinizi söyledi, peki bu rolü alıp David hatta J.K. Rowling ile konuştuğunuzda karakterin nasıl gelişim gösterdi?

K- Evet bu garip çünkü oynadığım son iki film kitaplar üzerine kuruluydu. Birisi bir biyografi kitabının filmiydi ve tabii gerçek bir kişiyi oynuyordum. Ondan önceki de kurgu eserdi o yüzden daha yeni böyle bir deneyim geçirdim. İkisinde de çalışmak eğlenceliydi çünkü elinizde malzeme olunca bu işin bir nevi derinlemesine inebilir ve tekrar tekrar okuyabilirsiniz. Ve bilirsiniz iki insan aynı kitabı okur ve bir karakterin nasıl göründüğü hakkında tamamen farklı düşüncelere bürünürler… tüm bu şeyler ve bu oldukça hususi bir şey. Böyle bir tecrübe yaşamak güzeldi ama kitabı olmadan tabii bir nevi yazar gibi daha çok sorumluluğunuz oluyor. Evet senaryolarımız elimizde ama aralardaki boşlukları doldurmak – böyle bir gelişme üzerine çalışıyorsanız kestirmesi zor bir şey olabilir. Kaynak malzemeniz olsa da olmasa da…

B- İlk başta senaryoda olandan çekimlere başladığınız zamana karakterle ilgili bir şeyler değişti mi?

(Waterston bunun kitap okumakla aynı şekilde işlediğini anlatıyor. Bazen sete gittiğinde filmin böyle olmadığını çünkü senaryoyu okuyup kafasında başka bir şekilde canlandırdığından bahsediyor.)

K- […]  Bana karakterin kim olduğuna dair iyi bir dayanağımız varmış gibi geliyor ve bu karakter her gün büyüyor ve değişiyor. Onun olduğu gibi gerçekleşmesi için orada bulunmak zorundasınız çünkü her bir sahne yeni bir keşif aracı – karakter hakkında daha fazla bilgiyi ortaya çıkarıyor ve bu da çekmesi çok uzun zaman alan bir yapımda çalışmanın eğlenceli yanı, çünkü karakteri tecrübe etmek için daha fazla zamanınız var.

newt-ve-tina

B- Duyduğumuza göre Newt üzerinde çalıştığı yaratıklarla oldukça zaman geçiriyormuş. Tina ise belki içine kapanık gibi ve “yasalara uyan” birisi sanırım. Sosyal yönden nasıl birisi bilmiyorum ama bu iki karakterin nasıl bağlantı kurduklarını merak ediyorum. Ne kadar detaya inebilirsin bilemem ama sormak istediğim onların genel anlamda kimyası nasıl oluştu?

K- Ehh, bu konuşmama izin verilseydi bile muhtemelen konuşmak istemeyeceğim bir konu olurdu çünkü filmi izlemeye gidip insanların nasıl iletişime geçtiğini, filmin ne hakkında olduğunu keşfetmek çok eğlenceli bir şey. Bu filmin sunduğu hediye ise bunun hakkında bir şeyler bilmiyor olmanız. Demek istediğimi anlıyor musunuz? Çünkü bu kitaptan uyarlanmadı, o yüzden de size bundan bahsetmemem daha yerinde olur böylece izleyerek tüm bunları kendiniz öğrenebilirsiniz.

B- MACUSA setindeki detaylara gelirsek… bir sürü küçük detaylar vardı, mesela görevindeyken ne büyüleri yaptığınızı yazıya döktüğünüz bir föy vardı. Ve ben de mer –

K- [araya giriyor] Bir sürü çalışma masasının olduğu yerden mi bahsediyorsunuz?

B- [kafa sallayarak onaylıyorum] Ben de bunu merak ediyordum çünkü İngiliz büyücü dünyasının nasıl işlediğini sekiz film ve yedi kitapla öğrendik. Amerikan Sihir Bakanlığı’nın günlük yaşamı hakkında bize neler söyleyebilirsin? Nelerle uğraşırlar?

K- Filmde süregelen kesinlikle konuşmama müsaade edilmeyen büyük bir meseleyle  uğraştıklarına eminim. Gördüğünüz gibi bürokrasi işleri ve… masalardan aşağı inen boru gibi şeyleri görmüşsünüzdür, yani dönemin iletim sistemini daha sihirli bir şekilde kullanıyoruz. […] Büyülü dünyayı o dönemle estetik bir biçimde harmanlamış oluyoruz. Ve bu harika bir yöntem. Ama çok açık güç yapısı mevcut ve bazıları daha güçlü ama adaletsiz denemez. Size söylemeye korkuyorum. Aman Tanrım…

B- Filmin atmosferindeki siyasi havanın nasıl olduğunu soracaktım, çünkü İngiliz Harry Potter dünyasındaki gibi Sihir Bakanlığı’ndan çok Amerikan Kongresi’ne odaklanıyormuş gibi görünüyor. Ve MACUSA’da çalışan pek çok ana karakter var, o yüzden şunu soracaktım, genel olarak Amerikan politiğinin oraya bir etkisi var mı?

K- Eh, bilmiyorum. Kanımca bu Jo’ya sorulacak bir soru çünkü bu onun yarattığı bir dünya, ama bunu bir kısmı yetişkinlerle ilgili bir hikâye olduğu için öyle olabilir. Sınıfta değiliz sonuçta. Yetişkin insanlarız ve demek istediğimi anlıyor musun, orası yetişkin olduklarında gidecekleri doğal bir yer. Ama bence Amerika’daki yabancı da bir etmen, bu sebeplerinden biri olabilir… (gülüyor) Çok – sıkıcı – Bense, işte anladınız, size bir şey söyleyemem.

Katherine-Waterston-Alison-Sudol-rowling-others

B- J.K. Rowling ile tanışmandan bahseder misin? Ve senaryoyu ilk okuduğunda neler düşünmüştün?

K- Onunla daha yeni tanıştım, o yüzden buna daha kolay cevap verebilirim, sanırım, çünkü senaryoyu okuduğum zamandan, ki bu yedi ay önceydi, daha fazla şey kaldı aklımda onunla ilgili. Ama hepimiz ona bakakaldık ve gülümsedik (gülüyor). Sonunda onunla tanışabilmiştik ve sanki dilimizi yutmuştuk. Ve sonra neredeyse konuşmaya başlamıştık ki onunla tanıştığımızda ne yapacağını düşündüğüm şeyi yapmaya başladı, yani bize bir şeyler anlatmaya başladı çünkü o bu dünyanın ansiklopedik bilgisine sahip. Gerçekten bu dünya aklının içinde, hem de inanılmaz detaylı bir şekilde, ben de onu bir köşeye çekip Tina’yla ilgili sorularla boğmamak için kendimi zor tuttum. Çünkü mesela ben beş yaşlarımdayken dizimi nasıl sıyırttığımı biliyordur. Anlıyorsunuz değil mi? Yani o kadar detaylı bir akla sahip.

Senaryoyu ilk okuduğumdaysa çok güzel olduğunu düşünmüştüm. Etkileyiciydi dokuz numara değildi, anlarsın ya; böyle klişeleşmiş gibi gelmedi tam aksine yepyeniydi. Bana hitap eden yönü de buydu. Şimdi de oturmuş tırnaklarımızı yerken filmin de senaryo kadar güzel olacağını umuyoruz. Çünkü iyi bir şeyle başladık, bilirsiniz bu da projeleri seçmek için iyi bir yoldur.

Bir Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir