Molly Weasley İle Onu Canlandıran Julie Walters Arasındaki 3 Şaşırtan Benzerlik

Ailesini bir arada ve emniyette tutmak isteyen, çocuklarının yaptığı haylazlıklara değişik bir bakış açısı ile yaklaşan ve Harry’ye kucak açan bir anne: Molly Weasley. Mugglenet editörlerinden Joshua Hansen, Molly Weasley ve onu canlandıran aktris Julie Walters arasındaki benzerlikleri inceledi. Biz de sizler için çevirdik. Keyifli okumalar!

Molly Weasley şüphesiz herkesin en favori Harry Potter karakterlerinden biri. J.K. Rowling’in yaratmış olduğu ve normal olmaktan uzak birçok aile portresinin arasında, muazzam bir annenin başı çektiği tipik mutlu aile tablosu görmek gerçekten harika. Buna rağmen, Julie Walters’ın hak ettiği övgüleri pek aldığı söylenemez. Filmlerde ki Molly rolü ile ne kadar yetenekli bir aktris olduğunu görmüştük. Oynadığı destekleyici karakter ile çabucak unutulabilecek bir figürü, serinin değişilmez yüzlerinden biri haline getirmeyi başardı.

Molly Weasley rolü için harika olduğunu söylemeye gerek yok. Öte yandan, aktrisin normal yaşantısı, hepimizin sevdiği Molly Weasley ile benzerlikler taşıyor. Gerçekten takdir edilmesi gereken bir yaşam süren aktris Julie Walters ile canlandırdığı Molly Weasley arasındaki üç benzerliğe gelin birlikte bakalım.

1. Sevgiye ve İlgiye Muhtaç Olanlara Kucak Açıyor

İlk birkaç filmde ve kitapta Harry Potter’ın, Dursley’ler tarafından ne kadar dışlandığını açıkça öğreniyorduk. Bu durum Molly Weasley tarafından göz ardı edilemezdi. Sonuç olarak Molly, Harry’ye kendi evladı gibi sevgi ve ilgi gösteriyordu. Ona yemekler yapmış, evine almış ve çocuklarına ördüğü gibi ona da tatilde özel bir kazak örmüştü.

Julie Walters ise yaşamı boyunca tanıştığı herkese bu ilgi ve alakayı aynı Molly gibi gösteriyor. Telegraph ile yaptığı bir röportajda; hemşire olduğu günlerde, erkek hastalarına karşı belki de biraz fazla hassas ve ilgili olduğunu itiraf ediyordu. Mümkün olan en iyi tedaviyi aldıklarından emin olmak istediğini, onlara fıkralar anlattığını, onlar için meyve aşırdığını ve taburcu olup giden hastalarına mektuplar yazdığını söylüyordu.

Bazı erkek hastalarıma gerçekten aşık olmuştum hastane yönetimi, taburcu olup giden hastalara bu kadar çok mektup yazmayı bırakmamı istemişti.

2. İnandığı Şeyleri Savunmaktan Korkmaz

Harry Potter serisi sırasında gördüğümüz gibi, Molly Weasley herkese yeten sevgisi dışında, gerek duyduğu anlarda savaşmaktan da geri kalmıyordu. Bunun en büyük örneği ise, Hogwarts Savaşı sırasında Bellatrix Lestrange’in karşısına korkusuzca dikilip, onu öldürmesi. Şartlar zorlaştığında geri adım atmaması gerçekten takdire şayan.

Tabii ki Walters hayatı boyunca büyülü bir savaşın ortasında kalmak zorunda olmadı ama yaşantısında bununla eş değer mücadeleler de olmadı değil. En çok konuşulan ve fark edilen mücadelesi; cinsiyet ayrımına karşı ve yaşlılık hakkındaki açıklamaları oldu, özellikle de film endüstrisinde. Savunduğu başlıklar, özellikle işverenleri aleyhine konuştuğu düşünülürse, herkes tarafından kolaylıkla dile getirilemeyecek zor konular. Konuya biraz açıklık getirilirse; yaşını almış erkeklerin ve genç kadınların, televizyonda veya programlarda çiftler haline getirilmesinden ve yaşları biraz ilerlemiş kadın aktrislerin iş bulamamasından dem vurmuştu. Böyle hassas bir konuyu gündeme getirebilmesi gerçekten çok cesurca.

3. Zor Zamanların Neşe Kaynağı

Seri boyunca pek de harika denemeyecek durumlarda, Molly’nin insanları güldürdüğünü ve modlarını biraz daha yumuşattığını görmüştük. Sürekli bir şeyler karıştıran çocuklarına karşı takındığı tavrı ile söylediği sözler hem filmi izleyenlerin hem de kitabı okuyanların kıkırdamasına sebep olmuştu. Gerek Fred ve George’u azarlaması, gerek arabayı çaldığı için Ron’a bir çığırtkan göndermesi, Harry Potter’ı bu kadar güzel yapan detaylar arasında.

Muggle dünyasına döndüğümüz zaman, Walters çok talihsiz durumlar ile yüz yüze gelmişti. En üzüntülü anlarından birisi, çok yakın dostu Victoria Wood’un vefatından sonra yas içindeki dönemiydi. Bu zamanlara rastlayan bir röportajında bile, şakalar yapıyor ve mutlu olmaya çalışıyordu. Wood’un hayatını ve birlikte geçirdikleri zamanları, hüzünle anmak yerine mutluluk içerisinde yad ediyordu. Bu pozitif yaklaşımı, çevresindeki herkese kötü zamanlar ile baş etme gücü veriyordu.

Bu yıl içerisinde gösterime girecek olan ve Walters’ın temizlikçi bir kadın olan Mrs. Bird rolünde olduğu Paddington 2 filmini büyük bir sabırsızlık ile bekliyoruz.

⁠⁠⁠Evapsie!
  • 3
    Shares

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir