3. FİLME KALAN SÜRE

The Ickabog #23: J.K. Rowling’den Bir Peri Masalı – Duruşma | OKU

The Ickabog #23

J.K. Rowling’in kaleminden yeni bir peri masalı: The Ickabog. Yazar, Harry Potter serisini yazdığı sıralarda başladığı bu öyküyü yıllar sonra internet üzerinden ücretsiz olarak yayınlanıyor. FantastikCanavarlar.com olarak bizler de bölümleri Türkçeye çevirip sizlerle buluşturuyoruz.

The Ickabog hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.


– giriş, önsöz ve ilk bölümler-
– bölüm 20 –
– bölüm 21 –
– bölüm 22 –

bölüm 23

Duruşma

Ickabog’a da Nobby Buttons’a da inanmayı reddeden üç babayiğit askerin zindanlara kapatıldığını unutmamış olmalısınız.

Tıpkı sizin gibi, Spittleworth da onları unutmamış. Onları hapse tıktığı geceden beri, bir kez olsun suçlanmadığı gibi, üstüne onlardan kurtulmanın yollarını düşünüp durmuş. En son aklına gelen fikir, çorbalarına zehir katıp doğal yollarla ölmüşler süsü vermekmiş. Spittleworth onlar için en uygun zehrin hangisi olduğunu düşüne dursun, bir gün askerlerin ailelerinden birileri sarayın kapılarına dayanarak kralla konuşmayı talep etmiş. Hatta Leydi Eslanda da onlarla birlikteymiş ve Spittleworth tüm bunların onun başının altından çıktığından içten içe şüphelenmiş.

Spittleworth onları kralın huzuruna çıkarmak yerine, kendi muhteşem Baş Danışmanlık ofisinde ağırlamış ve onlara kibarca oturmalarını söylemiş.

“Çocuklarımızın ne zaman duruşmaya çıkarılacağını bilmek istiyoruz,” demiş, Baronstown’ın hemen dışında bir domuz çiftçisi olan Er Ogden’ın erkek kardeşi.

“Onları aylardır içeride tutuyorsunuz,” demiş, Jeroboam’da bir meyhanede barmen olan Er Wagstaff’ın annesi.

“Ve hepimiz onların neyle suçlandığını bilmek istiyoruz,” demiş Leydi Eslanda.

“Vatan hainliğiyle suçlanıyorlar,” demiş Spittleworth, gözleri domuz çiftçisinin üzerinde, kokulu mendilini çıkarıp burnuna tutarak. Adam ne kadar temiz pak da olsa Spittleworth ona kendini küçük düşmüş gibi hissettirmek istiyormuş ve ne yazık ki, bundan da başarılı olmuş.

“Vatan hainliği mi?” demiş Bayan Wagstaff, afallamış bir halde. “İyi de neden? Bu topraklarda krala o üçlüden daha sadık kimseyi bulamazsınız!”

Spittleworth’un tilki gözleri, kardeşlerini ve evlatlarını derinden sevdiği belli olan endişeli aileler arasında dolaşmış. Sonra, bakışları Leydi Eslanda’nın kaygılı görünen yüzünden geçmiş ve aniden aklına düşen bir yıldırım misali mükemmel bir fikir gelmiş. Askerleri zehirlemesine hiç gerek yokmuş! Tek yapması gereken, onların itibarını zedelemekmiş.

“Adamlarınız yarın duruşmaya çıkarılacaklar,” demiş, ayağa kalkarak. “Duruşma Chouxville’in en büyük meydanında gerçekleşecek, çünkü onların söyleyeceklerini mümkün olduğunca çok insanın duymasını istiyorum. Size iyi günler dilerim, hanımlar ve beyler.”

Ve yüzünde pis bir sırıtışla eğilip selam vererek şaşkınlıktan donakalmış aileleri gerisinde bırakıp zindanlara doğru ilerlemeye başlamış.

Üç asker de, onları son gördüğü halinden bu yana çok zayıflamış. Üstelik tıraş olup yıkanamadıkları için de oldukça acınası bir tablo çiziyorlarmış.

“Günaydın, beyler,” demiş Spittleworth, canlı bir sesle, sarhoş gardiyan köşede kendinden geçmiş bir halde uyurken. “Size iyi bir haberim var! Yarın duruşmaya çıkıyorsunuz.”

“Peki, tam olarak neyle suçlanıyoruz?” diye sormuş Kaptan Goodfellow, yüzünde kuşkulu bir ifadeyle.

“Bunu zaten konuşmuştuk, Goodfellow,” demiş Spittleworth. “Bataklıkta canavarı gördünüz ve kralı korumak yerine topukladınız. Üstüne bir de, korkaklığınızın üstünü örtmek için canavarın gerçek olmadığını iddia ettiniz. Buna vatan hainliği denir.”

the ickabog Caitlyns 7
Çizim: Caitlyns (7 Yaşında)

“Bu düpedüz yalan,” demiş Goodfellow, alçak bir sesle. “Bana ne istersen onu yap, Spittleworth, ama gerçekleri söylememden beni alıkoyamazsın.”

Diğer iki asker Ogden ile Wagstaff da başlarını sallayarak kaptanın sözlerini onaylamışlar.

Size ne yapacağımı önemsemiyor olabilirsiniz,” demiş Spittleworth, gülümseyerek, “ama ya aileleriniz? Wagstaff, senin o barmen annenin bir gün yürürken ayağı kaysa ve mahzene düşüp kafası yarılsa, ne korkunç olurdu değil mi? Peki, Ogden, senin domuz çiftçisi kardeşin ya tırpanını yanlışlıkla kendine saplar ve domuzlarına yem olursa? Peki ya,” diye fısıldamaya başlamış Spittleworth, parmaklıklara daha da yaklaşıp gözlerini Goodfellow’un gözlerine dikerek, “ya Leydi Eslanda bir araba kazası geçirir de o zarif boynunu kırarsa?”

Görüldüğü gibi, Spittleworth Leydi Eslanda’yı Kaptan Goodfellow’un sevgilisi zannediyormuş. Bir kadının hiç konuşmadığı bir erkeği korumaya çalışabileceği aklının ucuna dahi gelmemiş.

Kaptan Goodfellow, Lord Spittleworth’un onu neden Leydi Eslanda’nın ölümüyle tehdit ettiğini merak etmiş. Doğrusu, onun, krallığın en sevimli kadını olduğunu düşünüyormuş, ama bu fikrini her daim kendine saklamış, çünkü peynir yapımcısı bir ailenin oğlu saraydan bir leydi ile evlenemezmiş.

“Leydi Eslanda’nın benimle ne ilgisi var?” diye sormuş.

“Aptala yatma, Goodfellow,” diye hırlamış Baş Danışman. “İsmin geçtiğinde, yüzünün nasıl kızardığını gördüm. Beni aptal mı zannediyorsun? Seni korumak için onca şey yaptı ve kabul etmem gerekir ki, hâlâ onun sayesinde hayattasın. Her neyse, yarın benim söylediklerim dışında bir şey söylersen, bunun bedelini Leydi Eslanda’ya ödetirim. Senin hayatını kurtardı, Goodfellow, sen onunkini feda mı edeceksin?”

Goodfellow’un şoktan dili tutulmuş. Leydi Eslanda’nın ona aşık olduğu fikri bile neredeyse Spittleworth’un tehditlerini unutturacak kadar mükemmelmiş. Ancak sonra, kaptan bir şeyi fark etmiş; Leydi Eslanda’nın hayatını kurtarmak için yarın vatan haini olduğunu herkesin içinde kabul etmesi gerekecekmiş. Ve böylelikle leydinin ona olan aşkı da onunla birlikte ölüp gidecekmiş.

Üç adamın da yüzlerinden rengin çekildiğini gören Spittleworth, tehditlerinin işe yaradığını anlamış.

“Cesaretlenin, beyler,” demiş. “Yarın gerçekleri söylediğiniz sürece, sevdiklerinizin başına hiçbir felaket gelmeyeceğinden emin olabilirsiniz.”

Böylelikle, başkentin her bir noktasına duruşmayı duyuran ilanlar asılmış ve ertesi gün de devasa bir kalabalık Chouxville’in en geniş meydanında toplanmış. Üç babayiğit askerin her biri, arkadaşları ve ailelerinin gözleri önünde, tek tek ahşap bir platforma çıkarılmış. Ve yine her biri tek tek bataklıkta Ickabog’la karşılaştıklarını ve kralı korumak yerine korkaklar gibi kaçtıklarını itiraf etmiş.

Kalabalık askerleri o kadar büyük bir gürültüyle yuhalıyormuş ki, yargıcın (Lord Spittleworth) ne dediği duyulmuyormuş bile. Bununla birlikte, Spittleworth ömür boyu saray zindanlarına kapatılacaklarına dair cezalarını yüksek sesle okurken, Kaptan Goodfellow diğer saray leydileriyle birlikte yukarıda bir yerlerde oturup izleyen Leydi Eslanda ile göz göze gelmiş. Kimi zaman iki insan arasındaki tek bir bakış, kelimelerle ifade edilenden daha fazlasını söylermiş. Leydi Eslanda ile Kaptan Goodfellow’un gözleriyle birbirlerine ne söyledikleri onlara kalsın. Ama özetle, Eslanda artık kaptanın onun duygularına karşılık verdiğini ve Goodfellow da hayatının geri kalanını hapiste geçirecek olsa dahi, Leydi Eslanda’nın onun masum olduğunu bildiğini anlamış.

Üç mahkûm da zincirlerle platformdan indirilirken, kalabalık da onlara önce lahana fırlatıp ardından yüksek sesle söylene söylene dağılmışlar. Çoğu kişi, Lord Spittleworth’un bu hainleri ölüme mahkûm etmesini beklemiş. Ancak, Spittleworth kendi kendine kıs kıs gülerek saraya dönerken, adil bir adam gibi görünmenin en iyisi olduğunu düşünüyormuş (tabii bu mümkünse).

Bay Dovetail duruşmayı kalabalığın arkasından izlemiş. O, diğerlerinin aksine, askerleri yuhalamamış ve Daisy’yi de dükkânda bırakarak yanında getirmemiş. Bay Dovetail düşüncelerine dalmış bir halde evine doğru yürürken, yolda Wagstaff’ın ağlayan annesini görmüş; gençlerden oluşan bir grup çocuk arkasından onu takip edip yuhalayarak üzerine sebzeler fırlatıyormuş.

“Bu kadını rahat bırakmazsanız, gösteririm size gününüzü!” diye bağırmış Bay Dovetail, çocuklara ve çocuklar da marangozun iri endamını görünce hemen kaçıp dağılmışlar.

Bölüm 24: Bandalore

The Ickabog hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın!

GÖZ ATIN  The Ickabog #16: J.K. Rowling'den Bir Peri Masalı – Bert'in Son Vedası | OKU
⁠⁠⁠Evapsie!
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
1 Yorum

Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir