3. FİLME KALAN SÜRE

The Ickabog #40: J.K. Rowling’den Bir Peri Masalı – Bert’in Bulduğu İpucu | OKU

The Ickabog #40: J.K. Rowling

J.K. Rowling’in kaleminden yeni bir peri masalı: The Ickabog. Yazar, Harry Potter serisini yazdığı sıralarda başladığı bu öyküyü yıllar sonra internet üzerinden ücretsiz olarak yayınlanıyor. FantastikCanavarlar.com olarak bizler de bölümleri Türkçeye çevirip sizlerle buluşturuyoruz.

The Ickabog hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.


– giriş, önsöz ve ilk bölümler-
– bölüm 37 –
– bölüm 38 –
– bölüm 39 –

bölüm 40

Bert’in Bulduğu İpucu

Spittleworth bir posta arabasının Chouville’in kalbine ulaştığını öğrendiğinde, ağır tahta sandalyelerden birini tuttuğu gibi Binbaşı Roach’ın kafasına fırlatmış. Spittleworth’tan çok daha güçlü olan Roach sandalyeye tam zamanında vurup sandalyeyi kenara atmış, ama eli hemen kılıcının kabzasına gitmiş. Birkaç saniye iki adam da Muhafızlar Odası’nın loş, kasvetli ışığında dişlerini sıkarak birbirlerine bakıp durmuş. Flapoon ile casuslar da ağızları bir karış açık onları izliyorlarmış.

“Bu gece Chouxville’in dış mahallelerine Gölge Ayaklılar’dan bir ekip göndereceksin,” diye emretmiş Spittleworth, Roach’a. “Bir baskın falan uydur. O insanları korkutmalıyız. Verginin gerekli olduğunu anlamak zorundalar. Ailelerinin çektiği çilenin Ickabog yüzünden olduğunu, bunda benim ya da kralın bir suçu olmadığını anlamalılar. Şimdi git ve batırdığın işi düzelt!”

Öfkeden deliye dönen binbaşı odadan ayrılırken, ona Spittleworth’la baş başa bir on dakika verilse, ona neler yapabileceğinin türlü yollarını düşünüyormuş.

“Ve siz,” demiş Spittleworth, casuslara, “Binbaşı Roach’ın işini düzgün yapıp yapmadığını bana yarın haber vereceksiniz. Olur da kentte hâlâ açlık çeken meteliksiz akrabaların konuşulduğunu duyarsam, Binbaşı Roach’ın zindanları ne kadar sevip sevmeyeceğini bir görmem gerekir.”

Böylelikle, Binbaşı Roach’ın Gölge Ayaklıları başkent uyuyana kadar beklemiş ve sonra ilk defa Chouxville’i Ickabog’un geldiğine inandırmak üzere harekete geçmişler. Kentin en ucunda, komşularıyla arasında biraz mesafenin olduğu bir ev seçmişler. Evlere zorla girmekte oldukça ustalaşmış olan adamlar, eve girdikleri gibi –söylemesi çok üzücü ki– orada yaşayan ufak yaşlı kadını öldürmüşler. Bu yaşlı kadıncağız, Fluma Nehri’nde yaşayan balıklar hakkında çok sayıda güzel, resimli kitaplar yazmış bir insanmış. Adamlar bedeni gömmek için uzak bir yere taşıdıktan sonra, balık uzmanı kadının evinin çevresindeki toprağa Bay Dovetail’in oyduğu dört ayağı basmış, mobilyaları ve balık akvaryumlarını parçalayıp çok sayıda balık türünü yerde ölüme terk etmişler.

Ertesi sabah, Spittleworth’un casusları planın işe yaramış gibi göründüğünü rapor etmiş. Korkunç Ickabog saldırılarından bu zamana kadar hiç nasibini almayan Choucxville de sonunda saldırıya uğramış. Artık Gölge Ayaklılar yerde bıraktıkları izlerin çok doğal görünmesinde mükemmelleşmişler. Kapıları sanki dev bir canavar kırmış gibi ezip geçtikleri ve ahşap üzerinde ucu sivriltilmiş metal aletlerle sahte diş izleri de bıraktıkları için, zavallı yaşlı kadının evinin ne hale geldiğini görmek için eve akın eden Chouxville halkı zokayı fena halde yutmuş.

the ickabog gracie 17
Çizim: Gracie (17 Yaşında)

Genç Bert Beamish, annesi yemeği hazırlamak için eve döndükten sonra da olay yerinde kalmış. Canavarın ayak izleri ile diş izlerinin bütün detaylarını aklına kazıyormuş. Bir gün babasını öldüren şeytani yaratıkla yüz yüze gelmeden önce onun neye benzediğini daha iyi anlamaya çalışıyormuş, çünkü ondan intikam alma hırsından bu zamana kadar hiç vazgeçmemiş.

Bert canavarın bıraktığı izlerin her bir detayını iyice ezberlediğinden emin olduktan sonra, içinde yanan bir öfkeyle eve yürümüş ve içinde babasının Ölümcül Ickabog’a Karşı Üstün Cesaret Madalyası ile Daisy Dovetail’le kavga ettikten sonra ona verilen küçük madalyanın olduğu odasına kapanmış. Küçük madalya bu günlerde Bert’e kendini kötü hissettiriyormuş. Daisy Pluritania’ya taşındığından beri onun gibi bir arkadaşı bir daha hiç olmamış, ama en azından neyse ki Daisy ile babası şeytani Ickabog’un ulaşamayacağı kadar uzaktaymış.

Bert’in gözleri öfkeden yaşarmaya başlamış. Ickabog Savunma Birliği’ne katılmayı o kadar çok istemiş ki! Ondan iyi bir asker olacağını biliyormuş. Savaşırken ölecek olsa bile umurunda değilmiş! Elbette, Ickabog kocasını öldürdüğü gibi oğlunu da öldürse, böyle bir şey annesi için aşırı üzücü bir şey olurmuş, ama öte yandan Bert tıpkı babası gibi bir kahraman olmak istiyormuş!

Bert hem alacağı intikamı hem de kazanacağı zaferi düşünürken, dalgın bir halde şömine rafının üzerinde duran madalyaların yerini değiştirmeye koyulmuş; ancak, küçük olanı, parmaklarının arasından kayıp yatağın altına yuvarlanmış. Bert yere uzanıp kolunu yatağın altına uzatmış, ama ulaşamamış. Yatağın altına sürünerek girince madalyayı yatağın altının en uzak, en tozlu köşesinde bulmuş. Madalyanın yanında sivri gibi görünen bir şey daha varmış; üzerinde örümcek ağları olduğundan çok uzun bir süredir orada olduğu anlaşılıyormuş.

Bert madalyayla birlikte sivri şeyi de köşeden çekip almış ve kendi de komple toza bulanmış bir halde yere oturup bilinmeyen nesneyi incelemeye başlamış.

Mumun ışığıyla, bunun usta ellerle oyulmuş ufak bir Ickabog ayağı olduğunu görmüş; bu, Bay Dovetail’in çok uzun bir zaman önce onun için yaptığı oyuncağın kalan parçasıymış. Bert o oyuncağın her bir parçasını yaktığını zannediyormuş; ama anlaşılan, ocak demiriyle oyuncağı parçalarken, bu küçük ayak parçası yatağının altına kaçmış.

Tam elindeki parçayı şöminenin alevlerine atmak üzereyken, aniden durmuş ve ayağı daha da yakından incelemeye koyulmuş.

Bölüm 41: Bayan Beamish’in Planı 

The Ickabog hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın!

GÖZ ATIN  Ozan Beedle'ın Hikayeleri ve Çağlar Boyu Quidditch, Yeni Kapaklarıyla Satışa Çıkıyor
⁠⁠⁠Evapsie!
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
1 Yorum

Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir