3. FİLME KALAN SÜRE

The Ickabog #42: J.K. Rowling’den Bir Peri Masalı – Perdenin Arkasında | OKU

The Ickabog #42: J.K. Rowling

J.K. Rowling’in kaleminden yeni bir peri masalı: The Ickabog. Yazar, Harry Potter serisini yazdığı sıralarda başladığı bu öyküyü yıllar sonra internet üzerinden ücretsiz olarak yayınlanıyor. FantastikCanavarlar.com olarak bizler de bölümleri Türkçeye çevirip sizlerle buluşturuyoruz.

The Ickabog hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.


– giriş, önsöz ve ilk bölümler-
– bölüm 39 –
– bölüm 40 –
– bölüm 41 –

bölüm 42

Perdenin Arkasında

Bayan Beamish kendini avludan mutfağa attığında mutfak karanlık ve boşmuş. Parmaklarının ucunda yürüyerek geçerken köşeleri kontrol edip duruyormuş, çünkü uşak Cankerby’ın gölgelerin arasına gizlenmeyi ne çok sevdiğini iyi biliyormuş. Bayan Beamish yavaşça ve dikkatlice kralın şahsi dairesine doğru ilerlerken elindeki ufak tahta ayağı öyle bir sıkıyormuş ki, ayağın keskin pençeleri avuç içini deliyormuş.

Sonunda, Fred’in odasına giden kırmızı halı serili koridora gelmiş. Kapıların ardından kulağına gülüşme sesleri geliyormuş. Bayan Beamish Chouxville’in dış mahallelerinde gerçekleşen Ickabog saldırısından Fred’e bahsedilmediğini tahmin etmiş –ki bu oldukça yerinde bir tahminmiş – çünkü Fred’in olanlardan haberi olsaydı böyle gülemeyeceğinden eminmiş. Ayrıca, belli ki kralın yanında birileri varmış ve o Fred’le yalnız görüşmek istiyormuş. Orada dikilip ne yapması gerektiğini düşünürken, kapı aniden pat diye açılmış.

Soluğunu tutan Bayan Beamish hızla kendini uzun kadife bir perdenin arkasına atmış ve perdenin sallanmasını durdurmaya çalışmış. Spittleworth ile Flapoon krala iyi geceler dilerken gülüyor, kralla şakalaşıyorlarmış.

“Çok iyi espriydi, Majesteleri, hani neredeyse altıma kaçıracaktım!” demiş Flapoon, kahkahalar eşliğinde.

“Namınızı Komik Kral Fred diye değiştirmemiz lazım, efendim!” diyerek kıkırdamış Spittleworth.

Bayan Beamish nefesini tutup göbeğini içine çekmeye çalışmış. Fred’in kapısının kapandığını duymuş. İki Lord da anında gülmeyi kesmişler.

“Su katılmamış salak,” demiş Flapoon, alçak sesle.

“Kurdsburg’daki peynirler bile bundan daha akıllı,” diye mırıldanmış Spittleworth.

“Yarın onu eğlendirme işini sen alamaz mısın?” diye sormuş Flapoon, homurdanarak.

“Saat üçe kadar vergi toplayıcılarla işim var,” demiş Spittleworth. “Ama eğer –”

the ickabog Sanjana 9
Çizim: Sanjana (9 Yaşında)

İki Lord da aniden susmuş. Attığı adımların sesleri de kesilmiş. Bayan Beamish perdenin arkasındaki çıkıntıyı fark etmemiş olmaları için dua ediyor, gözleri kapalı bir halde nefesini tutmaya devam ediyormuş.

“Peki o zaman, iyi geceler, Spittleworth,” demiş Flapoon’un sesi.

“Tamam, iyi uykular, Flapoon,” demiş Spittleworth.

Bayan Beamish kalbi göğsünde deli gibi çarparken çok yavaşça tuttuğu nefesini bırakmış. Tehlike geçmiş. İki Lord da yatmaya gidiyormuş… ama bir dakika, ayak sesleri neden gelmiyormuş?

Bayan Beamish ciğerlerine nefes çekmeye daha vakit bile bulamadan, perde aniden açılmış. Flapoon’un kocaman eli, o daha bağıramadan, gelip ağzını kapatmış, Spittleworth ise bileklerinden yakalamış. İkisi birden Bayan Beamish’i saklandığı yerden sürükleyerek çıkarıp en yakın merdivenlerden indirmeye koyulmuşlar. Bayan Beamish bir taraftan çırpınıp diğer taraftan bağırmaya çalışıyor olsa da, ne Flapoon’un tombul parmaklarının arasından ses çıkarabiliyor ne de bedenini kurtarabiliyormuş. Sonunda, onu, bir zamanlar ölmüş kocasının elini öptüğü yere, Mavi Salon’a getirmişler.

“Bağırma,” diye uyarmış onu Spittleworth. Sarayın içerisinde bile üzerinde taşıdığı kısa bıçağını çıkarıp, “yoksa kralın yeni bir pasta şefine ihtiyacı olur,” diye eklemiş.

Flapoon’a işaret ederek elini Bayan Beamish’in ağzından çekmesini söylemiş. Bayan Beamish’in ilk yaptığı, derin bir nefes vermek olmuş, çünkü kendini bayılacakmış gibi hissediyormuş.

“O perdenin arkasına pek sığamamışsın, aşçı,” demiş Spittleworth, alaycı bir şekilde. “Mutfak kapandıktan sonra, krala çok yakın bir yere saklanarak ne yapmaya çalışıyordun?”

Bayan Beamish, elbette, hemen saçma sapan bir yalan uydurabilirmiş. Kral Fred’e yarın için hangi pastayı yemek istediğini sormayı planladığını söyleyebilirmiş, ama ikisinin de ona inanmayacağını biliyormuş. O yüzden, onun yerine, Ickabog ayağını sımsıkı tuttuğu yumruğunu kaldırmış ve açmış.

“Biliyorum,” demiş, usulca, “neler çevirdiğinizi.”

İki Lord da yaklaşarak, Bayan Beamish’in avucunda duran Gölge Ayaklılar’ın kullandığı dev ayağın birebir aynısı, mükemmel ufak kopyasına dikkatlice bakmışlar. Spittleworth ile Flapoon birbirlerine bakmışlar ve onların yüzlerindeki ifadeyi gören Pasta Şefi Bayan Beamish’in ise aklından yalnızca tek bir düşünce geçiyormuş:

Koş, Bert, koş!

Bölüm 43: Bert ve Muhafız 

The Ickabog hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın!

GÖZ ATIN  The Ickabog #47: J.K. Rowling'den Bir Peri Masalı – Zindanlarda | OKU
⁠⁠⁠Evapsie!
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
1 Yorum

Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir