3. FİLME KALAN SÜRE

The Ickabog #44: J.K. Rowling’den Bir Peri Masalı – Bayan Beamish’in Direnişi | OKU

The Ickabog #44: J.K. Rowling

J.K. Rowling’in kaleminden yeni bir peri masalı: The Ickabog. Yazar, Harry Potter serisini yazdığı sıralarda başladığı bu öyküyü yıllar sonra internet üzerinden ücretsiz olarak yayınlanıyor. FantastikCanavarlar.com olarak bizler de bölümleri Türkçeye çevirip sizlerle buluşturuyoruz.

The Ickabog hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.


– giriş, önsöz ve ilk bölümler-
– bölüm 41 –
– bölüm 42 –
– bölüm 43 –

bölüm 44

Bayan Beamish’in Direnişi

Bert’in kent kapılarından çaktırmadan çıktığı esnada, Bayan Beamish de Lord Spittleworth tarafından zindanlardaki bir hücreye götürülüyormuş. Yakınlarda boğuk, tiz bir ses çekiç vuruşlarıyla aynı tempoda milli marşı söylüyormuş.

“Sessiz ol!” diye böğürmüş Spittleworth, duvara doğru. Şarkı kesilmiş.

“Bu ayağı bitirdiğimde, Lord’um,” demiş boğuk ses, “kızımı görmeme izin verecek misiniz?”

“Evet, evet, kızını göreceksin,” diye cevap vermiş Spittleworth, gözlerini devirerek. “Şimdi sessiz ol, çünkü yan komşunla konuşmak istiyorum!”

“Pekâlâ, siz başlamadan önce, Lord’um,” demiş Bayan Beamish, “benim de size söyleyecek birkaç sözüm olacak.”

Spittleworth ile Flapoon tombul, ufak kadına öylece bakakalmışlar. Zindanlara getirilen birinin bu rutubetli, soğuk yere kapatılacak olmaktan endişe duyacağına, gurur duyar gibi bir hali olduğunu ilk kez görüyorlarmış. Spittleworth’un aklına, hala kütüphanede kapalı tutulan ve onunla evlenmeyi ısrarla reddeden Leydi Eslanda gelmiş. Bir aşçının bir leydi gibi havalı olmasını hiç beklemiyormuş.

“Öncelikle,” demiş Bayan Beamish, “eğer beni öldürürseniz, kral bunu öğrenecektir. Pastaları yapanın ben olmadığımı anlar. Tattaki değişikliği fark edecektir.”

“Doğru,” demiş Spittleworth, acımasız bir gülümsemeyle. “Ancak, kral senin Ickabog tarafından öldürüldüğüne inanırsa, pastalarının tadındaki değişikliğe de çabuk alışacaktır, değil mi?”

“Benim evim saray duvarlarının gölgesinde duruyor,” diye karşılık vermiş Bayan Beamish. “Yüz kadar tanığı uyandırmadan, uydurma bir Ickabog saldırısı düzenlemek mümkün olmayacaktır.”

“Bu kısım çoktan halledildi,” demiş Spittleworth. “Senin, Ickabog’un bir şeyler içmek için çıktığı Fluma Nehri’nin kıyılarında bir gece gezintisine çıkacak kadar aptal olduğunu söyleyeceğiz.”

“Bu işe yarardı belki,” demiş Bayan Beamish, kafasında hemen bir hikâye uydurarak, “tabii, Ickabog tarafından öldürülmem halinde yerine getirilmesini istediğim talimatlarım olmasaydı.”

“Ne talimatı? Kime ne talimatı verdin?” demiş Flapoon.

“Oğluna verdiğine bahse girerim,” demiş Spittleworth. “Ama o da yakında elimizde olacak. Bu dediğimi bir kenara yaz, Flapoon. Bu aşçıyı oğlunu öldürmeden öldürmeyeceğiz.”

“Ayrıca,” demiş Bayan Beamish, Bert’in Spittleworth’un eline düşmesi fikriyle dehşete kapıldığını belli etmeden, “kral için pasta yapmaya devam edebilmem için bu hücreye bir ocak ve benim düzenli olarak kullandığım malzemelerimi getirebilirsiniz.”

“Evet… Neden olmasın?” demiş Spittleworth, yavaşça. “Pastalarını hepimiz çok seviyoruz, Bayan Beamish. Oğlun yakalanana kadar krala pasta yapmaya devam edebilirsin.”

the ickabog aya 9 yas
Çizim: Aya (9 Yaşında)

“Güzel,” demiş Bayan Beamish, “ama yardımcıya da ihtiyacım olacak. Buradaki mahkûm arkadaşlardan birkaçını, en azından yumurtanın beyazını çırpıp fırın tepsimi dizebilmeleri için eğitmek istiyorum.

“Ancak, bunu yapabilmeleri için buradaki arkadaşların biraz daha iyi beslenmesi gerekiyor. Beni buraya getirirken, bazılarının iskelet gibi göründüğüne şahit oldum. Açlıktan ölmek üzere oldukları için benim malzemelerimi yemelerini göze alamam.

“Ve son olarak da,” demiş Bayan Beamish, hücresine şöyle bir bakarak, “rahat bir yatağa ve temiz battaniyelere ihtiyacım olacak. Kralın talep ettiği kalitede pastalar yapmayı sürdürebilmem için yeterince iyi bir uyku çekmek zorundayım. Üstelik doğum günü de yaklaşıyor. Kendisi için oldukça özel bir şey bekleyecektir.”

Spittleworth birkaç saniye beklenmedik tepkiler veren rehinesine öylece bakakalmış. Ve sonra şöyle demiş:

“Sizin ve oğlunuzun yakında öldürülecek olması, madam, sizi endişelendirmiyor mu?”

“Ah, aşçılık okulunda öğretilen bir şey var ki,” demiş Bayan Beamish, omuz silkerek, “yüzeyi yanmış ve içi pişmemiş bir kekten daha kötüsü yoktur. Böyle durumlarda hemen kolları sıvayıp yeniden başlanması taraftarıyım. Düzeltemeyeceğin bir şey için söylenmenin kimseye bir faydası yok!”

Spittleworth buna verecek iyi bir cevap bulamayınca Flapoon’a el işareti yapmış. İki Lord da hücreden ayrılmış ve kapı arkalarından şak diye kapanmış.

Onlar gider gitmez, Bayan Beamish cesur görünmeyi bırakıp hücrenin içinde tek eşya olan sert yatağın üzerine çökmüş. Tüm vücudu zangır zangır titriyormuş ve bir süre sonra isteri krizi geçirmekten korkmuş.

Gel gelelim, dünyanın en iyi pasta yapımcılarının olduğu bir şehirde, sinirlerine hâkim olamayan hiçbir kadın kralın mutfağında çalışacak raddeye zaten gelemezmiş. Bayan Beamish derin derin nefes almış ve sonra, yan tarafından aynı tiz sesin yeniden milli marşı söylemeye başladığını duymuş. Kulağını duvara dayamış ve hücresine gelen sesin nereden geldiğini anlamaya çalışmış. Sonunda tavana yakın bir yerde bir çatlak bulmuş. Yatağının üzerine çıkarak yumuşak bir sesle seslenmiş:

“Dan? Daniel Dovetail? Sensin, biliyorum. Benim, Bertha, Bertha Beamish!”

Ama boğuk ses şarkı söylemeye devam etmiş. Bayan Beamish yatağına geri çökmüş. Oturduğu yerde bacaklarını toplayıp gözlerini kapatmış ve Bert’in güvende olması için tüm kalbiyle dua etmeye başlamış.

Bölüm 45: Bert Jeroboam’da

The Ickabog hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın!

GÖZ ATIN  The Ickabog #61: J.K. Rowling'den Bir Peri Masalı – Flapoon'un Ateşlenen Silahı | OKU
⁠⁠⁠Evapsie!
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir