3. FİLME KALAN SÜRE

The Ickabog #48: J.K. Rowling’den Bir Peri Masalı – Bert ile Daisy’nin Kavuşması | OKU

The Ickabog #48: J.K. Rowling

J.K. Rowling’in kaleminden yeni bir peri masalı: The Ickabog. Yazar, Harry Potter serisini yazdığı sıralarda başladığı bu öyküyü yıllar sonra internet üzerinden ücretsiz olarak yayınlanıyor. FantastikCanavarlar.com olarak bizler de bölümleri Türkçeye çevirip sizlerle buluşturuyoruz.

The Ickabog hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.


– giriş, önsöz ve ilk bölümler-
– bölüm 45 –
– bölüm 46 –
– bölüm 47 –

bölüm 48

Bert ile Daisy’nin Kavuşması

Kışın soğuğu, Kaknem Ana’nın yetimhanesinde de hissedilmeye başlamış. Yalnızca lahana çorbasıyla beslenen ve üstü başı yırtık pırtık olan çocuklar, iyi beslenen çocuklar gibi soğuk algınlığını kolay atlatamazmış. Yetimhanenin arkasında bulunan ufak mezarlık yetersiz beslenmekten, yeterince ısınamamaktan ve sevgi eksikliğinden ölen John’lar ve Jane’lerle dolup taşıyormuş. Her ne kadar diğer çocuklar onlar için yas tutuyor olsa da, bu çocuklar gerçek isimlerini bilen birileri olmadan gömülüyorlarmış.

Kaknem Ana’nın, çocukların sayısını yüksek tutmak için daha çok çocuk bulmak adına, Zorba John’u Jeroboam’ın sokaklarına göndermesinin sebebi de, ölümlerdeki bu ani artışmış. Bünyesinde bulundurduğu çocuk sayısı konusunda yalan söylemediğini teyit etmek için yılda üç kez müfettişler tarafından ziyaret ediliyormuş. Kaknem Ana genellikle yaşı biraz daha büyük çocukları almayı tercih ediyormuş, çünkü onlar yaşı küçük olanlardan daha dayanıklı oluyormuş.

Çocuk başına aldığı altınlar sayesinde, Kaknem Ana’nın yetimhanedeki şahsi odası Cornucopia’nın en lüks odalarından biri haline gelmiş. İçerisinde, durmadan yanan bir şömine, koyu renkli kadife koltuklar, kalın yumuşak halılar ve üzerinde yumuşak yünlü yorganın olduğu bir yatak bulunuyormuş. En iyi yiyecekler ve şaraplar masasından hiç eksik olmuyormuş. Baronstown turtaları ile Kurdsburg peynirleri Kaknem Ana’nın odasına götürülürken, bunların kokusu açlıktan kıvranan çocuklara cennetin kokusu gibi gelirmiş. Kaknem Ana odasından pek çıkmazmış; ancak, şimdi olduğu gibi, yalnızca müfettişleri karşılamak için çıkar, o zaman da çocukların yönetimini Zorba John’a bırakırmış.

Eve getirilen iki yeni çocuk, Daisy Dovetail’in dikkatini pek çekmemiş. Her yeni gelen gibi, bu çocukların da üstü başı kir pas içindeymiş. Daisy ile Martha ise küçük çocukları hayatta tutma mücadelesi vermekle fazla meşgullermiş. Küçüklerin yeterince beslendiğinden emin olmak için kendilerini aç bırakıyorlarmış. Üstelik Zorba John’un bastonu yüzünden Daisy’nin vücudu yara bere içindeymiş, çünkü Daisy sık sık Zorba John’un vurmaya çalıştığı küçüklerle arasına giriyormuş. Daisy dikkatini yeni gelen çocuklara verecek olsaymış bile, çocukların hiçbir savaş vermeden John isimlerini kabul etmelerini küçümseyerek karşılarmış. İki çocuğun da gerçek isimlerinin kimse tarafından bilinmemesinin işlerine yarayacağını Daisy bilemezmiş, elbet.

Bert ile Roderick’in yetimhaneye gelişinin üzerinden bir hafta geçmiş. Daisy ile en yakın arkadaşı Martha, Hetty Hopkins’in ikizleri için gizli bir doğum günü partisi düzenliyormuş. Yaşı küçük olanların birçoğu doğum günlerinin ne zaman olduğunu bilmiyormuş, o yüzden Daisy onlar için bir tarih seçiyor ve o tarihlerde mutlaka doğum günlerini kutluyor, ama en fazla onlara lahana çorbasından iki tabak verebiliyormuş. O ve Martha küçükleri gerçek isimlerini hatırlamaları konusunda hep cesaretlendiriyor, öte yandan, Zorba John’un önünde birbirilerine John ve Jane olarak seslenmeleri gerektiğini de öğretiyormuş.

Daisy ikizler için özel bir sürpriz hazırlamış. Birkaç gün önce Kaknem Ana’ya gelen bir teslimattan iki gerçek Chouxville pastası aşırmayı başarmış. Onları o günden beri ikizlerin doğum günü için saklıyormuş; gerçi, pastaların kokusu Daisy için tam bir işkence olmuş ve onları kendi yememek için ciddi bir mücadele vermek zorunda kalmış.

“Oh çok güzel,” diye iç geçirmiş küçük kız, mutluluk gözyaşları dökerken.

“Çok güzel,” demiş kardeşi de.

“Bunlar başkentten, yani Chouxville’den geldi,” demiş Daisy, onlara. Küçük çocuklara kendi yarım kalmış okul günlerinden hatırladığı ne varsa öğretmeye çalışıyormuş ve sık sık onlara hiç görmediği şehirleri anlatıyormuş. Ondan Kurdsburg’u, Baronstown’ı ve Chouxville’i dinlemeyi Martha da seviyormuş, çünkü o da Marshland ile Kaknem Ana’nın yetimhanesi dışında başka hiçbir yer görmemiş.

the ickabog Katherine 10
Çizim: Katherine (10 Yaşında)

Zorba John fırtına gibi odaya daldığında, ikizler pastalarının son lokmalarını çiğniyorlarmış. Daisy, üzerinde krema kalıntılarının olduğu tabağı gizlemeye çalışmış, ama Zorba John onu görmüş.

“Sen,” diye böğürmüş, elindeki bastonu Daisy’nin kafasına doğru kaldırıp ona doğru yaklaşarak, “yine hırsızlık yaptın, değil mi, Çirkin Jane?” Zorba John tam elindeki bastonu Daisy’nin kafasına indiriyormuş ki, bastonun aniden havada yakalandığını fark etmiş. Bert çıkan gürültüyü duyup neler olduğuna bakmaya gelmiş. Zorba John’un bol yamalı işçi tulumu giyen zayıf bir kızcağızı köşeye sıkıştırdığını görünce, Bert bastonu inmeden havada yakalamış.

“Sakın ha,” diye hırlamış Bert, Zorba John’a, alçak sesle. İşte o anda, Daisy yeni gelen çocuğun Chouxville aksanı olduğunu ilk kez fark etmiş. Ama çocuk, sert yüz hatlarıyla onun tanıdığı Bert’ten çok daha büyük olduğu ve çok daha farklı göründüğü için onu tanımamış. Bert’e gelince… Daisy’yi kahverengi saçları her iki yandan örülü, buğday tenli, ufak bir kız olarak hatırladığı için, gözleri alev alev bakan böyle bir kızla daha önce hiç tanışmadığını düşünmüş.

Zorba John bastonunu Bert’in tutuşundan çekip kurtarmış, ama Roderick Bert’in yardımına yetişmiş. Aralarında kısa bir mücadele yaşanmış ve çocuklar hayatlarında ilk kez Zorba John’un yenildiğine şahit olmuşlar. Sonunda, Zorba John intikam yeminleri ede ede kesik bir dudakla odadan ayrılmış. Yeni gelen iki çocuğun Daisy ile ikizleri kurtardığı ve Zorba John’un aptal gibi görünüp kaçtığı haberi, yetimhanenin her bir noktasına yayılmış.

O akşamın ilerleyen saatlerinde, yetimhanenin tüm çocukları yataklarına çekildiğinde, Bert ile Daisy üst kata çıkan merdivenlerden birinde birbirlerine rastlamışlar. Birbirlerini görünce ikisi de durmuş ve kendilerini biraz tuhaf hissederek konuşmaya başlamışlar.

“Çok teşekkür ederim,” demiş Daisy, “bugün için.”

“Rica ederim,” demiş Bert. “O hep öyle mi davranır?”

“Evet, her zaman,” demiş Daisy, omuzlarını hafifçe silkerek. “Ama ikizler pastalarını yiyebildiler. O yüzden çok minnettarım.”

Bert şimdi Daisy’nin yüz şeklinin ona bir yerlerden tanıdık geldiğini düşünüyormuş. Ve kızın aksanının Chouxville’den olduğunu anlamış. Sonra, bakışları, Daisy’nin kol ve bacaklarını dikerek uzattığı, bol yamaladığı eski iş tulumuna kaymış.

“Senin adın ne?” diye sormuş.

Daisy dinlenmediklerini kontrol etmek için gözleriyle etrafı taramış.

“Daisy,” demiş. “Ama Zorba John ortalıktayken bana Jane diye seslenmeyi unutmamalısın.”

“Daisy,” demiş Bert, soluğu kesilerek. “Daisy – Daisy, benim! Bert Beamish!

Daisy’nin ağzı bir karış açık kalmış. İkisi de başka hiçbir şey söylemeden birbirlerine sarılıp ağlamışlar. Şimdi sanki saray avlusunda geçirdikleri o güneşli günlerdeki küçük hallerine dönüşmüş gibiymişler. Daisy’nin annesinin hayatta olduğu, Bert’in babasının öldürülmediği, Cornucopia’nın yeryüzünün en güzel yeri olduğu günlerdeki gibi…

Bölüm 49: Kaknem Ana’dan Kaçış

The Ickabog hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın!

GÖZ ATIN  Rita Skeeter'dan Peter Pettigrew'a Kayıtlı Olmayan Animaguslar Rehberi
⁠⁠⁠Evapsie!
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
1 Yorum

Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir