3. FİLME KALAN SÜRE

The Ickabog #53: J.K. Rowling’den Bir Peri Masalı – Gizemli Canavar | OKU

The Ickabog #53: J.K. Rowling

J.K. Rowling’in kaleminden yeni bir peri masalı: The Ickabog. Yazar, Harry Potter serisini yazdığı sıralarda başladığı bu öyküyü yıllar sonra internet üzerinden ücretsiz olarak yayınlanıyor. FantastikCanavarlar.com olarak bizler de bölümleri Türkçeye çevirip sizlerle buluşturuyoruz.

The Ickabog hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.


– giriş, önsöz ve ilk bölümler-
– bölüm 50 –
– bölüm 51 –
– bölüm 52 –

bölüm 53

Gizemli Canavar

Bundan birkaç gün önce Daisy, Bert, Martha ve Roderick’in, Ickabog’un onlara yük arabasından getirdiği yemekleri yemekten ve canavarı kendi için topladığı mantarları yerken izlemekten başka şeyler yapacak cesaretleri yavaş yavaş gelmeye başlamış. Ickabog ne zaman dışarı çıksa (ki her çıktığında kaçmamaları için mağaranın ağzını dev kaya parçasıyla kapatmaya devam ediyormuş) onun tuhaf davranışlarından bahsediyorlarmış; gerçi bunu, Ickabog kaya parçasının arkasında pusuya yatıp onları dinler korkusuyla kısık sesle yapıyorlarmış.

Konuştukları konulardan biri de, Ickabog’un kız mı yoksa erkek mi olduğuymuş. Daisy, Bert ve Roderick sesinin gür olmasından dolayı onun erkek olduğunu düşünüyormuş, ama ailesi açlıktan ölmeden önce koyun güden Martha ise Ickabog’un kız olduğunu düşünüyormuş.

“Karnı büyüyor,” demiş, onlara. “Bence bebekleri olacak.”

Çocukların tartıştığı bir diğer konu ise, elbette, Ickabog’un onları gerçekten yiyip yemeyeceği ve yemeye kalkışırsa ona karşı koymaya güçlerinin yetip yetmeyeceği imiş.

“Bence hâlâ biraz vaktimiz var,” demiş Bert, yetimhanede geçirdikleri zamandan bu yana hâlâ oldukça zayıf olan Daisy ile Martha’ya bakarak. “Siz ikinizden pek yemek olmaz.”

“Ben kolumu arkadan boynuna dolasam,” demiş Roderick, hareketi canlandırarak, “Bert de karnına sağlam bir yumruk indirse–”

“Bizim gücümüz asla Ickabog’a yetmez,” demiş Daisy. “Kendi kadar büyük bir kayayı hareket ettirebiliyor. Onun gücünün yanından bile geçemeyiz.”

ickabog Maanas

“Keşke bir silahımız olsaydı,” demiş Bert, ayağa kalkıp mağaranın öbür tarafındaki bir taşa vurarak.

“Bu sizce de tuhaf değil mi?” demiş Daisy. “Ickabog’u yalnızca mantar yerken gördük. Size de gerçekte olduğundan daha korkutucu olmaya çalışıyormuş gibi gelmiyor mu?”

“Koyun yiyor,” demiş Martha. “Koyun yemiyor olsa, tüm bu koyun yünleri nereden geliyor olabilir ki?”

“Dikenli bitkilere takılan yün parçalarını toplamış olamaz mı?” demiş Daisy, yumuşak yünlerden birazını eline alarak. “Madem canlı yiyor, neden burada hiç kemik yok, hâlâ anlamıyorum.”

“Peki, ya her gece söylediği o şarkıya ne demeli?” demiş Bert. “Tüylerimi diken diken ediyor. Bana sorarsanız, o bir savaş şarkısı.”

“Beni de ürkütüyor,” demiş Martha, ona katılarak.

“Ne anlattığını merak ediyorum,” demiş Daisy.

Birkaç dakika sonra, mağaranın ağzındaki dev kaya parçası yerinden yeniden oynamış ve Ickabog her zamanki gibi biri ağzına kadar mantar dolu, diğeri donmuş Kurdsburg peynirleriyle dolu iki sepetle yeniden belirmiş.

Hepsi her zaman yaptıkları gibi hiç konuşmadan yemeklerini yemiş. Yemekten sonra Ickabog yine sepetleri yerlerine kaldırıp ateşi körüklemiş, sonra güneş batarken kalkıp insanların bilmediği dilde şarkısını söylemek üzere mağaranın ağzına gitmiş.

Daisy ayağa kalkmış.

“Ne yapıyorsun?” diye fısıldamış Bert, bileğine yapışarak. “Otur!”

“Hayır,” demiş Daisy, kendini çekip kurtararak. “Onunla konuşmak istiyorum.”

Böylece cesur adımlarla mağaranın ağzına doğru yürümüş ve Ickabog’un yanına oturmuş.

Bölüm 54: Ickabog’un Şarkısı

The Ickabog hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın!

GÖZ ATIN  The Ickabog #33: J.K. Rowling'den Bir Peri Masalı – Kral Fred'in Endişesi | OKU
⁠⁠⁠Evapsie!
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
3 Yorum

Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir