3. FİLME KALAN SÜRE

The Ickabog #9: J.K. Rowling’den Bir Peri Masalı – Çobanın Hikâyesi | OKU

The Ickabog #9: J.K. Rowling

J.K. Rowling’in kaleminden yeni bir peri masalı: The Ickabog. Yazar, Harry Potter serisini yazdığı sıralarda başladığı bu öyküyü yıllar sonra internet üzerinden ücretsiz olarak yayınlanıyor. FantastikCanavarlar.com olarak bizler de bölümleri Türkçeye çevirip sizlerle buluşturuyoruz.

The Ickabog hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.


– giriş, önsöz ve ilk bölümler-
– bölüm 6 –
– bölüm 7 –
– bölüm 8 –

bölüm 9

Çobanın Hikâyesi

“Majesteleri,” demiş Herringbone, tahtından kalkan Kral Fred’e doğru hızla gelerek. “Size talepte bulunmak için buraya gelen Marshland’li bir çoban var. Biraz gecikmiş. Tabii, Majesteleri, şayet öğle yemeğinizi isterseniz, onu geri gönderebilirim.”

“Bir Marshland’li!” demiş Spittleworth, kokulu mendilini burnuna doğru sallayarak. “Bence bir düşünün, efendim!”

“Kralın huzuruna gecikmek büyük saygısızlık!” demiş Flapoon.

“Hayır,” demiş Fred, kısa bir tereddüdün ardından. “Hayır – madem zavallı adamcağız o kadar yol gelmiş, onu görmemiz gerekir. Onu içeri gönder, Herringbone.”

Baş Danışman kralın bu yeni, nazik ve düşünceli halini bir kez daha görmekten memnuniyet duymuş ve muhafızlara çobanı içeri yollamalarını söylemek için çift kanatlı kapıdan hızla dışarı çıkmış. Kral yeniden tahtına kurulmuş ve Spittleworth ile Flapoon da ekşi suratlarla kendi sandalyelerine geri oturmuşlar.

Şimdi, yaşlı bir adam olan çoban tahtın önünde serili uzun, kırmızı halıya çökmüş halde duruyormuş. Yüzü perişan haldeymiş; birbirine karışmış sakalı ve yırtık pırtık, yamalı kıyafetleriyle oldukça pasaklı görünüyormuş. Gözle görülür bir korkuyla krala yaklaşırken şapkasını çıkarmış. İnsanların genellikle eğilerek selam verdiği bu yere geldiğinde, o da eğilmek isterken dizlerinin üstüne düşmüş.

“Majesteleri!” demiş, hırıltılı bir sesle.

“Maaajesteleri,” diye fısıldamış Spittleworth, yaşlı çobanın sesini koyun sesine benzetip taklit ederek.

Flapoon’un çenesi sessiz kahkahalarla sarsılmış.

“Majesteleri,” diye devam etmiş çoban, “sizinle görüşmek için beş gündür yollardayım. Çok çetin bir yolculuktu. Yeri geldi, otlukların içinde araç sürdüm, yeri geldi, süremeyince yürüdüm, botlarım delik deşik ol–”

“Ah, belli oluyor,” diye mırıldanmış Spittleworth, uzun burnu hala mendilinin içine gömülü bir halde.

“–ama yolculuğum boyunca hep yaşlı Patch’i düşündüm, efendim ve buraya gelebilirsem bana yardım edebileceğinizi düşündüm, ama saraya kadar gelmek–”

“‘Yaşlı Patch’ de neyin nesi, dostum?” diye sormuş kral; gözleri çobanın bol yamalı pantolonundaymış.

“O benim yaşlı köpeğim, efendim – yani, köpeğimdi, demeliyim sanırım,” diye cevaplamış çoban, gözleri yaşlarla dolarken.

“Ah,” demiş Kral Fred, elini belindeki para kesesine götürerek. “O zaman, çoban efendi, şu altın sikkeleri al da kendine yeni bir–”

“Yo, efendim, teşekkür ederim, ama sizden altın istemiyorum,” demiş çoban. “Kendime yeni bir yavru pek âlâ bulabilirim, her ne kadar yaşlı Patch ile aynı olmayacak olsa da.” Çoban burnunu elbise koluna silmiş. Spittleworth irkilmiş.

“Peki, o zaman, bana niye geldin?” diye sormuş Kral Fred, alabildiğine nazik bir şekilde.

“Size, efendim, Patch’in nasıl öldüğünü anlatmak için geldim.”

“Ah,” demiş Kral Fred; gözleri şömine rafındaki altın saate gitmiş. “Pekâlâ, hikâyeni dinlemeyi çok isterdik, ama öğle yemeği yememiz gerekiyor–”

“Onu yiyen, Ickabog’du, efendim,” demiş çoban.

Şaşkınlık dolu bir sessizliğin ardından, Spittleworth ile Flapoon kahkahayı patlatmış.

the ickabog agata 11
Çizim: Agata (11 Yaşında)

Çobanın gözleri öyle çok dolmuş ki, gözyaşları damla damla kırmızı halıya düşmeye başlamış.

“Jeroboam’dan Chouxville’e kadar herkes bana güldü, efendim, onlara sizi neden görmeye geldiğimi söylediğimde. Kendilerini gülmekten yerlere attılar ve bana kafadan kaçık, dediler. Ama ben canavarı kendi gözlerimle gördüm, zavallı Patch de öyle, yenmeden hemen önce.”

Kral Fred, Lord’larla birlikte gülmemek için ciddi bir mücadele veriyormuş. Artık yemeğine geçmek ve şu yaşlı çobandan kurtulmak istiyormuş. Ama aynı zamanda kafasında çirkin, küçük bir ses ona bencil, kendini beğenmiş ve acımasız diye fısıldıyormuş.

“Bana neler olduğunu anlatmaya ne dersin?” demiş Kral Fred, çobana. Spittleworth ile Flapoon anında gülmeyi kesmişler.

“Peki, efendim,” demiş çoban, burnunu yeniden koluna silerek. “Alacakaranlık çökmüştü ve sisli bir gündü. Patch ile ben bataklığın çevresinden dolanarak eve doğru yürüyorduk. Patch bi’ bataklık mıncırı gördü–”

“Ne gördü?” diye sormuş Kral Fred.

“Bi’ bataklık mıncırı, efendim. Bataklıkta yaşayan tüysüz sıçan gibi bi’ şey. Kuyruklarını takmazsanız turtası da hiç fena değildir.”

Flapoon kusacak gibi görünüyormuş.

“İşte, Patch bataklık mıncırını gördü,” diye devam etmiş çoban, “ve onu kovalamaya başladı. Patch’e bağırdım, bağırdım, efendim, ama beni takmadı bile. Sonra, efendim, acılı bir havlama sesi duydum. ‘Patch’ diye bağrındım. ‘Patch! Neyin var oğlum?’ ama Patch geri dönmedi, efendim. Ve sonra sislerin ardında onu gördüm,” demiş çoban, kısık bir sesle. “Kocaman fenerler gibi gözler ve aha şu taht gibi geniş bir ağız. Tehlikeli dişleri parıl parıl parlıyordu. Ben de yaşlı Patch’i unuttum gitti, efendim ve koşmaya başladım. Koştum, koştum, ta ki eve kadar. Sonraki gün de sizi görmek için yollara düştüm. Ickabog köpeğimi yedi, efendim, onun cezalandırılmasını istiyorum!”

Kral birkaç saniye öylece çobana bakmış. Sonra, çok yavaşça ayağa kalkmış.

“Çoban,” demiş kral, “bugünden tezi yok, Ickabog meselesini kökten bitirmek için kuzeye doğru yola çıkıyoruz. Şayet yaratığa dair bir iz bulabilirsek, sığınağının izi sürülecek ve köpeğini alma cüretini gösterdiği için cezalandırılacak, bundan hiç şüphen olmasın. Şimdi, şu altınları al, kendine bir saman arabası kirala ve evine dön!”

“Lord’larım,” demiş kral, afallamış halde duran Spittleworth ve Flapoon’a dönerek, “av takımlarınızı kuşanın ve benimle at barınaklarında buluşun. Önümüzde bizi bekleyen yeni bir av var!”

Bölüm 10: Kral Fred’in Yolculuğu

The Ickabog hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın!

GÖZ ATIN  The Ickabog #7: J.K. Rowling'den Bir Peri Masalı – Lord Spittleworth'un Zevzekliği | OKU
⁠⁠⁠Evapsie!
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
3 Yorum

Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir