FİLME KALAN SÜRE

Angelina Johnson: Gryffindor Ruhunun Varlık Bulmuş Hali

Gryffindor Kaptanı. Bir leydi. Fred’in balo eşi. Hogwarts savaşı kahramanı. Angelina Johnson. Mugglenet’in onun hakkında derlediği bu güzel yazıyı gelin hep birlikte okuyalım.

Angeline Johnson, Gryffindor ülküsünün somut kanıtı. Güçlü, biraz arsız, fark edilmek istenen ve tehditlere pabuç bırakmayacak bir karakter. Geçtiğimiz yılın Ağustos ayında gerçekleşen Siyahların Tarihi Ayının onuruna, sizlere Angelina’nın en beğenilen ve bir Gryffindor’a özgü taraflarını tekrar hatırlatmak istedik. Bir kadın. Siyahi. Ve etkileyici bir rol model.

Üçüncü senesinde Gryffindor Quidditch takımına giren Angelina, Harry’nin yanında yüzyılın en genç oyuncusu olmayabilir ancak oynadığı mevki itibari ile takımıyla beraber övgüyü hak ediyor. Kısa zamanda en güçlü kovalayıcılardan biri olurken, yorumculuk ta yapmıştı. Oyunun esas yorumcusu Lee Jordan onu çok çekici buluyordu. Jordan’ın onu anlatırken yaptığı Quidditch yorumları, Pansy Parkinson’un, Angelina’nın saçı hakkında söyledikleri gibi değildi. Hem de hiç değildi.  Angelina baskı altında zorlanmaz ve hakkındaki eleştirileri de nadiren fark ederdi. Kim ve ne olduğunu tamamen bildiğinden ötürü mutlu olmak için de başkalarının sözlerine ihtiyaç duymazdı. Teşekkür ederiz.

Quidditch’de kovalayıcı olarak yıldızlaşmasının ve gururlu bir Gryffindor olmasının yanında, Angelina hem kendi hem de diğerleri için son derece dobraydı da. Oliver Wood Gryffindor takım kaptanıyken takımına beyler ya da delikanlılar diye hitap ederdi ancak Angelina, takımdaki üç kovalayıcının da kadın olduğunu Wood’a her zaman dobra dobra hatırlatırdı. Üç büyücü turnuvası sırasında, tüm okul ve çoğu arkadaşı Harry’ye sırt çevirdiğinde, Harry’ye büyük bir sadakat, destek ve dik duruş göstermişti.

Ergenlik çağındayken bile klasını korumayı başarıyordu. Arkadaşı Katie Bell’e, Cedric Diggory’yi kastederek, “Şu uzun boylu, yakışıklı olan değil mi?” diye sorarken hiç utanmamıştı bile. Zarif olmaya çalışmaktansa hakkında uğraşacağı daha önemli şeyler vardı. Fred Weasley onu Yılbaşı Balosu’na davet ettiği zaman, olayı çok da abartmaması gerektiğini biliyor ve “tamam o zaman” diyordu. Hanımlar, işte erkeklere karşı nasıl davranmanız gerektiğinin bir örneği. Sakin, havalı ve kendinden emin. Bırakın onlar düşünsün! Tabi ki sizinle çıkmak isteyecekler! Angelina, Ravenclaw’u yendikleri Quidditch maçının coşkusu ile Harry’ye içtenlikle sarılmış ve onu öpmüştü. Büyütmeyin lütfen.

Oliver Wood’un mezuniyetinden sonra takımın yeni kaptanı Angelina olmuştu. Takımın da kendisi gibi çok çalışmasını istiyordu. Aynı Oliver gibi güçlü, ciddi ve titiz bir lider olduğunu hemen kanıtlıyordu. Ancak, baş etmesi gereken durumlar Oliver’dan biraz daha fazlaydı. Oliver Wood bina tarihindeki en genç arayıcı Harry’ye sahipken, Angelina onun yerine başkasını bulmak zorundaydı tıpkı iki vurucu Weasley ikizlerinin yerine birilerini bulmak zorunda olduğu gibi. Öte yandan yeni Wood’un yerine geçecek yeni bir tutucu da yetiştirmek zorundaydı. Evet, tüm bunlar gerçekten çok kolay!

Bu arada, onun da bir öğrenci olduğunu unutmayalım. Yedinci senesinde Newt seviyesinde Sihirli Yaratıkların Bakımı dersi alırken, çoğu derste de çıtayı Newt seviyesine çıkardığını söylemek hayli mümkün.

Yedinci yılında bir yandan Quidditch’teki sıkıntılarla boğuşurken, doğru olduğuna inandığı şeyi yapan arkadaşları ile birlikte durmaktan da geri kalmıyordu. Dumbledore’un Ordusu’na katılarak Umbridge’in yönetimine boyun eğmiyor ve düelloda ne kadar yetenekli olduğunu kanıtlıyordu. Dumbledore’un ordusuna sadık olan ve Hermione Granger’ın efsunladığı madeni paralar yardımı ile çağrıyı alarak Hogwarts Savaşı’na katılmıştı. Katie Bell, Alicia Spinnet ve Oliver Wood ile beraber geri döndüğünde, dostlarına ve takım arkadaşlarına Quidditch sahasındakinden daha güçlü bağlar ile bağlı olduğunu göstermişti.

Angelina Johnson, güçlü, sadık, çalışkan, cesur ve dobra bir karakter. Onun sayesinde, Gryffindor’un kıpkırmızı ve altın renklerini desteklediğimiz için ne kadar övünsek az. Pansy Parkinson’un Angelina ve ırkı hakkında söylediği bayat laflar göz önüne alınırsa, Angelina’nın aynı özgüven zarafet ile cevap vereceğini ve hayatı boyunca bu dik duruşa sahip olacağını gururla belirtmek isterim. Belki de Angelina’nın ırkı hakkında kitapta çok konuşulmamasının nedeni; yazarın konuşulmasını istememesidir.

Yaşasın cadılar! Yaşasın tüm renklerin cadıları ve büyücüleri! Yaşasın tüm büyücü ırkı!

⁠⁠⁠Evapsie!
1 Yorum

Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir