Albus Dumbledore’un Harry’ye Çoktan Söylemiş Olması Gereken 5 Hayati Mesele

Şu yaşlı adamlar vardır ya hani, paçalarından gizem akan, hep bilmece gibi konuşan, bir şeyi asla tam olarak anlatmayan… Heh işte, Albus Dumbledore tam da o tip bir yaşlı.

Kitapları okurken kim bilir kaç kere, “Söylesene artık be adam!” diye saçımızı başımızı yolmuş ya da gerçekleri öğrenince Harry’ye bunları daha önce söylemediği için kızmışızdır. Dumbledore’un bu tutumunu sürekli olarak bilgeliğine, tecrübeli oluşuna vermiştik ama gördüğümüz üzere herkes hata yapabiliyor, Dumbledore dahil. Bu sırlarla ilgili en can sıkıcı kısımsa genellikle ya stratejik bir şekilde ortaya çıkmaları ya da Harry’nin olabilecek en travmatik yolla kendisinin bulmak zorunda kalmasıydı.

Ve işte bu sırlardan beş tanesi sizlerle…

1. Sen bir Hortkuluk’sun ve bu nedenle ölmen gerekiyor.

Albus Dumbledore’un 11 yaşındaki bir çocuğa er ya da geç çoğunluğun iyiliği için kendini kurban etmesi gerekeceğini söylemesinin ya da karanlık bir büyücünün ruhunun bir parçasının içinde yaşadığını nazik bir şekilde  açıklamasının hiçbir yolu yok elbette. Ancak bunu biraz daha önce çıtlatmaması için de bir sebep yok. Evet, kehanet Harry’nin beşinci senesinin sonunda ortaya çıkıyor ama bunun Hortkuluk’un Harry’nin içindeki varlığıyla bir ilgisi yok ki bu da en önemli kısım zaten. Harry’yi büyük bir ciddiyetle ölüme yürümeyi öğrettiği noktada ölümünün Trelawney’nin kehanette bahsettiğinden biraz daha farklı olduğunu anlamak gerekiyor. Bizim, bir kahramanın, kaderden uzaklaşırsa yanlış gidebilecek her şeyi gerçek bir şekilde anlayıp idrak ettikten  sonra kaderini kabul edebileceğine inanmamız gerekiyordu. Ama bir çocuğa zaman vermeyi reddetmek, kaderine kör bir şekilde, tamamen iç güdüleriyle yürümesi anlamına geliyor. Bu duyguları sindirebilmesi için bir şansı olmamıştı. Hiç düşünmeden Voldemort’un ellerinde öldüğünde annesinin onu koruduğu sevgiyi yansıtıyordu. Oldukça şairane ama pek de etik değil.

Albus’un Harry’den sakladığı tüm sırlar Voldemort’un mağlubiyetini garanti altına almak için miydi? Muhtemelen öyle ancak bu çocukları zorla orduya sokmakla hemen hemen eş değer ki dürüst olmak gerekirse, kitap da aşağı yukarı bunu anlatıyor zaten ancak bir öğretmenin çalıştığı okuldaki çocuklarla ilgili alması gereken korkunç bir karar bu. Eğer böyle yapacaksa, belki de öğrencileri normal bir çocukluk geçiriyormuş gibi davranmamalıydı.

2. Profesör Snape annene aşıktı.

Harry’nin okula gittiği zaman boyunca yaşadığı problemlerin çoğunun sebebi, hiçbir açıklama yapmaksızın kendini çocuklara kötü davranmaya adamış bir öğretmendi. Hogwarts’taki Snape durumuyla ilgili hangisi daha kötü söylemek çok zor – Dumbledore’un Harry’ye Snape’e güvenmesi için “Sana söylüyorum, o iyi biri,” demekten daha sağlam sebep vermediği gerçeği mi yoksa neden özellikle Harry’ye böyle davrandığını açıklamadığı gerçeği mi? Bu konuda dürüst olmayı reddetmesi Harry’yi okuldaki ilk birkaç yılında afallatsa da sonrasında sadece babasının Snape’e karşı son derece kötü davrandığını kabul etti. Ancak, her ne olursa olsun, bu bir öğretmenin bir öğrenciye kötü davranması için hala yeteri kadar iyi bir sebep değil. Buna profesyonellik deniyor, Severus.

Ancak Snape’in Harry’den nefret etmesinin esas sebebi Harry’nin annesi Lily’ye olan aşkıydı –  ve bu da oldukça tuhaf. Ve hala bir öğretmenin öğrencisine kötü davranması için yeterli bir sebep değil. (Çünkü bir öğrenciye kötü davranmak için kimsenin asla iyi bir sebebi olamaz.) Eğer Harry illa ki bu durumdan dolayı acı çekecekse Dumbledore en azından bunun için bir açıklama yapabilirdi. Ya en basitinden Snape’i odasına çağırıp “Bak Severus, şu çocuklara çöp gibi davranmayı bırak yoksa herkese Harry’nin annesine abayı yaktığını söylerim,” diyebilirdi, değil mi?

3. Voldemort daha ortaya çıkmadan önce yaşayan en büyük faşist büyücüyle kankiydim.

Grindelwald kesinlikle Albus’un bamteli ancak Harry’yi modern çağın en kötü büyücüsüyle olan ilişkisi hakkında aydınlatmaması için bir bahane olamaz bu. Yaşlı Gellert ile yaşanan tüm nahoş sorunlar müdürün yakın bir zamana kadar sakladığı kişisel yaşamıyla ilgili bilgiler içeriyor olsa da bu kısa arkadaşlıkla ilgili gerçekleri anlatmaması Harry’nin ona olan inancının sarsılmasına ve tüm amaçlarını mahvetmesine sebep olabilecek bencil bir seçimdi. Dumbledore’un mükemmel bir adam olmadığını bilmek Harry bir miktar sarsabilirdi ancak o çok sevdiği akıl hocasının oldukça kötü birkaç sırrını ona söyleyecek kadar güvendiğini bilmesi, bir düğünde kulak misafiri olup ardından saçma sapan bir biyografide okumasından çok daha iyi olurdu şüphesiz.

Kaldı ki tüm hikayeyi anlatmasına da gerek yoktu. Sadece, “Hey, Voldemort’u kafandan uzak tutma konusunda sıkıntı yaşadığını anlıyorum. Biliyor musun, ben de bir zamanlar çok kötü bir çocukla çok sıkı dosttum ve Ölüm Yadigarları’nı bulmayı kafaya takmıştım. Şimdi onlar ne diyeceksin. Merak etme, Hermione’ye muhtemelen sonraki sene okuyabileceği bir kitap bıraktım.”

Ah, hazır Albus’un yaklaşmakta olan ölümü konusuna gelmişiz, işte önceden söylemek isteyebileceği başka bir şey –

4. Draco’ya beni öldürme emri verildi ama merak etme, bir planım var.

Şimdi tamam, eğer Dumbledore Draco’nun yerine Snape’in kendisini öldüreceğini Harry’e söylerse işler epey bir sarpa sarar, hiçbir şeye faydası olmaz. Çocuğun dikkatini akıl hocasının yaklaşan ölümüyle ilgili dağıtmak hem eğitimlerini baltalar hem de tüm altıncı yılı mahveder. Peki, başka neyin faydası olmaz biliyor musunuz? Sınıf arkadaşını bir sene boyunca takip etmek ve daha önce hiç kullanmadığın bir büyüyle onun bir banyo köşesinde kanamadan ölmesine sebep olmak!

Harry’nin Draco’yla ilgili şüpheleri kocaman bir zaman kaybına ve Hogwarts’taki son senesinde sayısız problem yaşamasına sebep olmuştu. Ancak esas sorun Dumbledore’un sürekli olarak Draco’nun tamamen iyi olduğu ve yaptığı hiçbir şeyin Harry’yi o kadar da rahatsız etmemesi konusundaki ısrarıydı…çünkü Draco tüm yıl boyunca gerçekten çok şüpheli davranıyordu. Yani, okuldaki en meraklı ve gizem çözücü çocuğa (aynı zamanda bahsi geçen kişiden nefret eden çocuk) her şeyin yolunda olduğunu söylemek, üstelik babası yakın zamana kadar birkaç nahoş insanla takıldığı için hapisteyken? Sizi bilmem ama bu konuyu idare etmenin çok daha iyi yolları muhakkak vardır. Belki de Harry’nin ilgisiyle oynayabilir ya da en azından gizli tutması gereken büyük bir planı olduğundan çok ufak bahsedebilirdi.

5. Ben eşcinselim!

Harry Potter kitaplarında görünür bir eşcinsel karakter yok ve kitaplarda Dumbledore’un eşcinsel olduğuna dair net ip uçları da mevcut değil ancak Rowling bunu kesin olarak onayladı. Elbette Grindelwald’a olan tapınmasının altında birazcık ateşli ve pek de dostane olmayan bir takıntısı var gibi görünüyor ancak bunu onun ağzından hiç duymadık.

Ve bu konuya sıradan, günlük bir konuşma içerisinde değinmek oldukça kolay olurdu!

“Parola ‘limon şerbeti’ ve tesadüfe bak, kendisi benim favori gay barımın adı!”

“Üzgünüm Harry, bu akşam ders yok çünkü Balyumruk’taki çalışanla beklenmedik ateşli bir randevum var.”

Evet, kesinlikle muhteşem olurdu.

Kaynak: tor.com

Sizce Dumbledore bunları söylemeli miydi? Gizlememesi gereken başka ne gerçekler vardı? Yorumlarınızı bekliyoruz!

⁠⁠⁠Evapsie!
  • 129
    Shares