3. FİLME KALAN SÜRE

The Ickabog #56: J.K. Rowling’den Bir Peri Masalı – Zindan Harekâtı | OKU

The Ickabog #56: J.K. Rowling

J.K. Rowling’in kaleminden yeni bir peri masalı: The Ickabog. Yazar, Harry Potter serisini yazdığı sıralarda başladığı bu öyküyü yıllar sonra internet üzerinden ücretsiz olarak yayınlanıyor. FantastikCanavarlar.com olarak bizler de bölümleri Türkçeye çevirip sizlerle buluşturuyoruz.

The Ickabog hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.


– giriş, önsöz ve ilk bölümler-
– bölüm 53 –
– bölüm 54 –
– bölüm 55 –

bölüm 56

Zindan Harekâtı

Spittleworth ile Flapoon kralın onları işitemeyeceği kadar uzaklaştıkları anda, Spittleworth Flapoon’un üzerine atlamış.

“O mektupların hepsini krala vermeden önce kontrol etmen gerekiyordu! Şimdi ben doldurmak için ölü bir Ickabog’u nereden bulacağım?”

“Diktir bir şey,” diye tavsiye vermiş Flapoon, omzunu silkerek.

“Bir şey mi diktireyim? Bir şey mi diktireyim?”

“Ee, başka ne yapabilirsin ki?” demiş Flapoon, kralın masasından arakladığı Dük Lezzetleri’nden koca bir ısırık alarak.

“Ne mi yapabilirim?” diye tekrarlamış Spittleworth, öfkeyle. “Tüm bunların yalnızca benim problemim olduğunu mu zannediyorsun?”

“Ickabog’u uyduran sensin,” demiş Flapoon, sert bir şekilde; bir taraftan da ağzındakini çiğniyormuş. Spittleworth’un sürekli ona bağırmasından da patronluk taslamasından da fena halde sıkılmaya başlamış.

“Beamish’i öldüren de sensin!” diye hırlamış Spittleworth. “Suçu canavara atmasaydım, sana şimdi ne olmuş olurdu acaba?”

Spittleworth, Flapoon’un cevabını beklemeden dönüp zindanlara doğru inmeye koyulmuş. En azından, mahkûmların yüksek sesle şarkı söylemesini engelleyebilirmiş; hem böylece kral da Ickabog’lara karşı verilen mücadelenin yeniden kötüye gittiğini düşünebilirmiş.

“Sessiz olun – SESSİZ!” diye böğürmüş Spittleworth, zindana girerken; çünkü zindan gürültüyle çalkalanıyormuş. Herkes şarkılar söylüyor ve gülüşüyormuş. Uşak Cankerby da mahkûmlar arasında koşturup duruyor, mutfak malzemelerini bir oraya bir buraya taşıyormuş. Zindan, Genç Kız Rüyası pastalarının Bayan Beamish’in fırınından yeni çıkmış sıcak, taze kokusuyla doluymuş. Mahkûmların hepsi, Spittleworth’un onları en son gördüğü hallerinden çok daha sağlıklı görünüyormuş. Ve bundan hiç hoşlanmamış, hem de hiç! Özellikle de Kaptan Goodfellow’u eskisi gibi dinç ve güçlü görmek canını fena halde sıkmış. Spittleworth düşmanlarının zayıf ve umutsuz olmasını severmiş. Ama şimdi Bay Dovetail bile uzun beyaz sakallarını biraz tıraş etmişe benziyormuş.

“Dikkat ediyorsun, değil mi?” diye sormuş, nefes nefese kalmış Cankerby’a, “tüm bu çanak çömleklere, bıçaklara ve bu dağıttığın ıvır zıvırlara?”

the ickabog Ava
Çizim: Ava (11 Yaşında)

“E-elbette, Lord’um,” demiş uşak, soluk soluğa. Aslında Bayan Beamish’ten sürekli emir almaktan hangi mahkûma ne verdiğinin hiç farkında olmadığını söylemek istememiş. Bayan Beamish’in emirlerine yetişmeye çalışırken kaşıklar, fırçalar, kepçeler, tencereler, fırın tepsileri hücreler arasında bir gidip bir geliyormuş. Hatta Cankerby bir iki kez yanlışlıkla Bay Dovetail’in keskilerinden birini başka bir mahkûma bile vermiş. Her gecenin sonunda her şeyi topladığını zannediyormuş, ama zaten bundan kesinkes nasıl emin olabilirmiş ki? Hem bazen Cankerby, geceleri mumlar söndürüldükten sonra mahkûmlar aralarında birtakım dolaplar çeviriyor olsalar dahi, şarap düşkünü zindan gardiyanının onların aralarında fısıldaştıkları şeyleri duymayacağından tırsıyormuş. Gel gelelim, Cankerby o anda bunları Spittleworth’a söyleyerek kendi başına iş açmaya hiç de niyetli değilmiş. O yüzden de ağzını kapalı tutmuş.

“Bundan sonra şarkı falan söylenmeyecek!” diye bağırmış Spittleworth, sesi tüm zindanda yankılanarak. “Kralın başı ağrıyor!”

Aslında başı zonklamaya başlayan, Spittleworth’muş. Onlara arkasını döndüğü gibi mahkûmları aklından çıkarmış ve yeniden ikna edici görünen doldurulmuş bir Ickabog’u nasıl yapacağını kara kara düşünmeye başlamış. Belki de Flapoon haklıymış. Bir boğanın iskeletini alıp terzi kadınlardan birini de kaçırıp ona iskeletin üzerine ejderhaya benzer bir şeyler diktirtebilir ve içini de talaşla doldurup şişirtebilir miymiş?

Bir yalan git gide daha çok yalanı doğururmuş. Bir kere yalan söylemeye başladı mı, devamı gelmek bilmezmiş. Sonrası ise tıpkı su almaya başlayan bir teknenin kaptanı gibi batmamak için delikleri sürekli doldurmaya çalışmakla geçermiş. Spittleworth iskelet ve talaş düşüncelerine dalmış bir halde düşünedursun, henüz en büyük problemi olacak şeye az önce arkasını döndüğünün farkında bile değilmiş: duvarlarında yerinden oynayan tuğlaların arkasına ve battaniyelerinin altına bıçak ve keskiler gizleyen ve planlar yapmakta olan mahkûmlarla dolu bir zindan.

Bölüm 57: Daisy’nin Planı

The Ickabog hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın!

GÖZ ATIN  The Ickabog #51: J.K. Rowling'den Bir Peri Masalı – Mağaranın İçinde | OKU
⁠⁠⁠Evapsie!
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir