3. FİLME KALAN SÜRE

The Ickabog #6: J.K. Rowling’den Bir Peri Masalı – Avludaki Kavga | OKU

The Ickabog #6: J.K. Rowling

J.K. Rowling’in kaleminden yeni bir peri masalı: The Ickabog. Yazar, Harry Potter serisini yazdığı sıralarda başladığı bu öyküyü yıllar sonra internet üzerinden ücretsiz olarak yayınlanıyor. FantastikCanavarlar.com olarak bizler de bölümleri Türkçeye çevirip sizlerle buluşturuyoruz.

The Ickabog hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.


– giriş ve önsöz –
– bölüm 1 –
– bölüm 2 –
– bölüm 3 –
– bölüm 4 –
– bölüm 5 –

bölüm 6

Avludaki Kavga

Sarayın arkasında tavus kuşlarının dolaştığı, çeşmelerin şarıl şarıl aktığı ve eski kral ve kraliçe heykellerinin gözcülük yaptığı bir avlu varmış. Saray hizmetkârlarına ait çocukların, tavus kuşlarını kuyruklarından çekmedikleri, çeşmelerin içinde zıplamadıkları ya da heykellere tırmanmadıkları sürece, okuldan sonra avluda oyun oynamalarına izin verilirmiş. Çocukları seven Leydi Eslanda da bazı zamanlar buraya gelir, onlarla papatyalardan taçlar yaparmış. Ama bunların hepsinden daha heyecan verici olanı, Kral Fred’in balkona çıkıp çocuklara el salladığı ve çocukların da –ailelerinin onlara öğrettiği gibi– eğilip neşeyle kralı selamladıkları anlarmış.

Çocukların sek sek oynarken ve Ickabog’la dövüşürmüş gibi yaparken durmalarını ve sessizliğe gömülmelerini sağlayan yegâne anlar ise, Lord Spittleworth ve Lord Flapoon’un avludan geçtiği anlarmış. Bu iki Lord da çocukları hiç sevmezmiş. Onların akşamüstü bu saatlerde gürültüden başka bir şey yapmayan yaramaz küçük veletler olduğunu düşünüyorlarmış; çünkü bu saatler, Spittleworth ile Flapoon’un avdan döndükten sonra akşam yemeği saatine kadar kestirmeyi sevdikleri saatlermiş.

Bir gün, Bert ile Daisy’nin yedinci doğum günlerinin üzerinden kısa bir zaman geçtikten sonra, herkesin çeşmeler ile tavus kuşları arasında oynadığı bir anda, üzerinde işlemeli ipek kumaştan gül rengi elbisesiyle yeni Terzi Başı’nın kızı şöyle söylemiş:

“Ah, keşke kral bugün bizi selamlamaya çıksa!”

“Umarım çıkmaz,” demiş Daisy, kendini tutamayarak; ne kadar yüksek sesle konuştuğunu fark etmemiş.

Çocukların hepsi birden nefeslerini tutarak dönüp ona bakmışlar. Daisy hepsinin ona baktığını görünce neye uğradığını şaşırmış.

“Öyle söylememen gerekirdi,” diye fısıldamış Bert. Daisy’nin hemen yanında durduğu için diğer çocuklar ona da bakıyormuş.

“Bana ne,” demiş Daisy, yüzü daha da kızarırken. Madem bir kere başlamış, sonunu da getirebilirmiş. “Annemi o kadar çok çalıştırmasaydı, annem hâlâ yaşıyor olurdu.”

Daisy, sanki çok uzun bir zamandır bunları söylemek için yanıp tutuşuyormuş gibi hissetmiş.

Etraftaki çocuklardan yine korku dolu iç çekişler yükselmiş ve hatta bir hizmetçinin kızı korkudan resmen viyaklamış.

“O, Cornucopia’nın bu zamana kadar gördüğü en iyi kral,” demiş Bert, annesinden çok kez duyduğu sözleri dile getirerek.

“Hayır, değil,” demiş Daisy, yüksek sesle. “O bencil, kendini beğenmiş ve acımasız biri!”

the ickbog meissa
Çizim: Meïssa (9 Yaşında)

“Daisy!” diye fısıldamış Bert, dehşet içinde. “Yapma böyle – ahmak olma!”

İşte, ne olduysa, bu ‘ahmak’ sözcüğünden sonra olmuş.Yeni Terzi Başı’nın kızı parmağıyla onun iş tulumunu gösterip elinin tersiyle arkadaşlarına bir şeyler fısıldarken, Bert ona ‘ahmak’ mı demişti? Babası, Daisy’nin bakmadığını zannettiği zamanlarda geceleri boşalan gözyaşlarını sildiği için mi, ‘ahmak’ olmuştu? Annesiyle konuşmak için soğuk, beyaz bir taş mezarı ziyaret etmek zorunda kaldığı için mi, ‘ahmak’tı?

Daisy elini kaldırmış ve Bert’in yüzüne bir tokat yapıştırmış.

Bunun üzerine, adı Roderick olan ve şimdi Daisy’nin eski odasında kalan Roach kardeşlerin en büyüğü, “bu yaptığını yanına kâr bırakma, Dombili!” diye bağırmış ve tüm çocuklar “Vur! Vur! Vur!” diye bağırmaya başlamışlar.

Dehşete düşen Bert gönülsüzce Daisy’ye bir omuz atmış ve bundan sonra, Daisy kendini Bert’in üzerine atlarken bulmuş. Ve böylece ortalık fena halde karışmış, ta ki Bert’in babası Binbaşı Beamish aniden belirip onları ayırana dek. Binbaşı Beamish çıkan kargaşanın sesini duyunca neler olduğuna bakmak için saraydan koşarak çıkıp gelmiş.

“Rezalet bir tavır,” diye mırıldanmış Lord Spittleworth, hıçkırarak ağlayıp titreyen iki çocuk ile binbaşının yanından geçerken.

Ancak, Lord Spittleworth başını öte tarafa çevirdiğinde, yüzüne geniş bir gülümseme yayılmış. O böyle durumları nasıl kullanacağını iyi bilen bir adammış ve bu çocukları –ya da çocukların bir kısmını– sarayın avlusundan defetmenin yolunu bulduğunu düşünüyormuş.

Bölüm 7: Lord Spittleworth’un Zevzekliği

The Ickabog hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın!

GÖZ ATIN  Rowling, Ariana Dumbledore'un Bir Obscurus'u Olduğunu Doğrulamış Olabilir
⁠⁠⁠Evapsie!
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
3 Yorum

Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir