J.K. Rowling’in Yeni Kitabından “Remus Lupin Hakkında Bilinmeyenler”

remus-lupin
Bir diğer gözde öğretmenimiz ve çapulcumuz Remus Lupin‘e ait J.K. Rowling’in yeni çıkan kitaplarından Hogwarts’tan Kahramanlık, Zorluk ve Tehlikeli Hobiler Üzerine Kısa Hikayeler‘de bulunan hayat hikayesi ve bilinmeyenleri Türkçe olarak yayında!

Geçtiğimiz aylarda Harry Potter dünyasından yeni hikayeler anlatan üç yeni kitap yayınlanmıştı. E-kitap formatında piyasaya sürülen bu eserler Harry Potter dünyasının bilinmeyenlerine dair birçok yeni şey barındırıyordu. Pottermore‘dan derleme bilgiler olduğu gibi daha önce hiçbir yerde görmediğimiz ve bizzat J.K. Rowling’in kaleminden çıkan yeni şeyler de okuyacaktık.

Pek tabii bu kitapların, özellikle de e-kitap olduğunu düşünürsek, dilimize çevrilmesi pek olası gözükmüyordu. Bu nedenle içlerinden en ilgi çekici olanları sizler için çevirmeye karar verdik! Profesör McGonagall ile başladığımız seride ikinci konuğumuz, en sevdiğimiz Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmenlerinden Remus Lupin oldu. Lafı uzatmadan Profesör Lupin‘in ayrıntılı hayat hikâyesine hep birlikte göz atalım!

REMUS LUPIN

DOĞUM GÜNÜ:

10 Mart

ASASI:

Selvi ağacı ve tek boynuzlu at kılı, 26 santim, esnek

HOGWARTS BİNASI:

Gryffindor

ÖZEL YETENEKLERİ:

Karanlık Sanatlara Karşı Savunma’da olağanüstü yetenekli, kurtadam

PATRONUSU:

Kurt

EBEVEYNİ:

Büyücü baba, Muggle anne

AİLESİ:

Eşi Nymphadora Tonks, oğlu Edward Remus (Teddy) Lupin

Anne ve Babası

Remus Lupin, Lyall Lupin ve Muggle eşi Hope Howell‘ın tek çocuğuydu.

Lyall Lupin son derece akıllı ve utangaç bir genç adamdı. Otuzlarına geldiğinde İnsan-olmayan Ruhani Varlıklar konusunda artık dünya çapında bilinen bir uzmandı. Bunlar;  hayaletler, böcürtler ve hayaletvari görünüş ve davranışlarıyla, tam anlamıyla canlı olmayan ve büyücülük dünyasında bile gizemli kalan yanlarıyla, diğer acayip yaratıklardı.

Fena bir böcürtün yaşadığı varsayılan, sık ağaçlı Galler ormanındaki bir araştırma gezisinde Lyall, müstakbel eşiyle tanıştı. Cardiff’te bir sigorta ofisinde çalışan güzeller güzeli Muggle Hope  Howell, zararsız olduğunu düşündüğü ormanda yürüyüşe çıkmıştı. Böcürtler ve hayaletler Muggle’lar tarafından sezilebilir ve özellikle hayal gücü geniş ve hassas birisi olan Hope da, karanlık ağaçların arasından bir şeylerin onu izlediğine emindi. Nihayet, hayal gücü öylesine çalışmıştı ki Böcürt, kötü görünüşlü, ellerini öne doğru uzatmış hırıldayarak Hope’un üstüne doğru yürüyen,  iri bir adam şekline büründü. Hope’un çığlıklarını duyan genç Lyall, ağaçların arasından koşarak geldi ve asasının tek hareketiyle böcürtün, küçülerek bir çayır mantarına dönüşmesini sağladı. Dehşete düşmüş ve kafası karışmış olan Hope, genç adamın neredeyse ona saldıracak olan kişiyi oradan uzaklaştırdığını düşünürken, Lyall ‘ın ilk sözleri olan ‘her şey yolunda, sadece bir Böcürttü’ ona hiçbir şey ifade etmemişti. Hope’un ne kadar güzel olduğunu farkeden Lyall, Böcürt hakkında bir daha konuşmamak gibi mantıklı bir karar verip  saldırganın ne kadar da iri ve korkunç göründüğü konusunda hemfikir oldu. Ardından kendisi için akla en yatkın şeyi yapıp Hope’un güvenliğini sağlamak adına, evine kadar eşlik etti.

Genç çift birbirine aşık oldu ve Lyall’ın aylar sonra mahcup halde yaptığı, Hope’un aslında pek te tehlikeli bir durumda kalmadığı konusundaki itirafı bile, genç kadının ilgisini azaltmadı. Lyall’ı çok sevindirerek evlenme teklifini kabul eden Hope, hevesle, tepesinde Böcürt süslemesi olan bir pastayla tamamlanacak olan düğün hazırlıklarına koyuldu.

Evlendikten bir yıl sonra ilk ve tek çocukları olan Remus John dünyaya geldi. Neşeli, sağlıklı küçük bir oğlandı ve sihrin ilk işaretlerini göstermişti. Ailesi, zamanı geldiğinde Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na başlayarak babasının izinden gideceğini hayal ediyorlardı.

Isırılışı

Remus dört yaşına geldiğinde ülkedeki Karanlık büyü faaliyetleri durmaksızın artıyordu. Giderek çoğaldığı görülen saldırıların arkasındaki gerçeği bilen çok az kişi varken; Lord Voldemort‘un, gücü eline almaya yönelik ilk yükselişi devam etmekteydi. Ölüm Yiyenler her türden Karanlık yaratığı Sihir Bakanlığı’nı devirmek amacıyla saflarına katıyordu. Bakanlık, Böcürtler ve hayaletler gibi daha önemsiz olanlar bile olsa, Karanlık yaratıklarla ilgili uzmanları, durumu anlayıp tehlikeyi kontrol altına almak amacıyla göreve çağırdı. Lyall Lupin de Sihirli Yaratıkları Düzenleme ve Denetleme Dairesi’ne çağırılanların arasındaydı ve memnuniyetle katıldı. Lyall’ın, iki Muggle çocuğun ölümüyle ilgili sorgulanmak için getirilen Fenrir Greyback adındaki kurt adamla yüz yüze gelişi buradaydı.

Kurt adam sicilleri düzgün şekilde muhafaza edilmiyordu. Kurtadamlar, büyücülük toplumu tarafından fazlasıyla dışlanmıştı, bu yüzden genellikle diğer insanlarla iletişim kurmamaya çalışırlardı. Kendilerini  ‘sürü’ diye tanımlayan gruplarla yaşayıp kayıt altına alınmaktan kaçınırlardı. Kurtadam olduğu Bakanlık tarafından bilinmeyen Greyback kendisinin, büyücülerle dolu bir odada bulmaktan son derece şaşkın ve ölmüş zavallı çocuklarla ilgili yapılan bu konuşmadan dehşete düşmüş, serseri bir Muggle’dan fazlası olmadığını iddia etti.

Greyback’in kirli kıyafetleri ve asasının olmaması, fazla mesai yapmış iki cahil sorgulama komitesi görevlisini, doğruyu söylediğine ikna etmek için yeterliydi ancak Lyall Lupin kolayca kandırılan biri değildi. Greyback’in dış görünüşünde ve davranışlarındaki kesin emareleri fark eden Lyall komiteye, sadece yirmi dört saat sonra gerçekleşecek olan dolunaya kadar Greyback’i gözlem altında tutmaları gerektiğini söyledi.

Komite üyeleri Lyall’a kahkahalarla gülerken (‘Lyall, Gal Böcürtleriyle ilgilenmene bak, sen onda iyisin’) Greyback sessizce oturdu. Genellikle yumuşak huylu bir adam olan Lyall öfkelenmişti. Kurtadamları ‘ruhsuz, şeytani, ölümden başka bir şey hak etmeyen’ varlıklar olarak tanımladı. Komite, Lyall’ın odadan çıkmasını emretti, komite başkanı serseri Muggle’dan özür diledi ve Greyback serbest bırakıldı.

Sorgunun ardından Greyback’e eşlik eden büyücü, Bakanlık’ta bulunmuş olduğunu unutsun diye bir Hafıza büyüsü yapmaya niyetlendi. Ancak bunu yapmaya fırsat bulamadan, Greyback ve girişte gizlenmiş iki yardakçısı tarafından etkisiz hale getirildi, sonrasında bu üç kurtadam ortadan kayboldu.

Greyback, Lyall Lupin‘in kendilerini nasıl tanımladığını arkadaşlarıyla paylaşmakta gecikmedi. Kendilerinin ölümden başka hiçbir şey hak etmediğini düşünen büyücüden intikamları çabuk ve ağır olacaktı.

Remus Lupin beşinci yaş gününden kısa süre önce yatağında huzurla uyurken, Fenrir Greyback oğlanın odasının camını zorla açıp saldırdı. Lyall hayatını kurtarmak için oğlunun odasına zamanında yetişti ve Greyback’i birkaç güçlü lanetle evden uzaklaştırdı. Ancak o andan itibaren Remus artık bir kurtadamdı.

Fenrir Greyback

Lyall Lupin sorgu sırasında ettiği laflar yüzünden kendini asla bağışlamadı: ‘ruhsuz, şeytani, ölümden başka bir şey haketmeyen’. Aslında yaşadığı toplumun kurtadamlarla ilgili genel kanısını tekrarlamıştı ancak oğlu dolunay zamanlarında işkence gibi değişimin acısını çekmesi ve etrafındaki herkese tehlike oluşturması dışında her zaman olduğu gibi sevimli ve akıllıydı. Uzun yıllar boyunca, Lyall saldırıyla ilgili gerçeği ve kendisini itham etmesinden korkarak saldırganın kimliğini oğlundan sakladı.

Çocukluğu

Lyall bir tedavi bulmak için her şeyi yaptı ancak ne iksirler ne büyüler oğluna yardım edemedi. Bu zamandan sonra artık ailenin yaşamı Remus’un durumunu saklama ihtiyacına göre şekilleniyordu. Oğlanın tuhaf davranışlarına yönelik söylentileri arkalarında bırakarak kasabadan şehre taşındılar. Çevrelerindeki cadı ve büyücüler Remus’un aylık kaybolmalarının yanı sıra dolunay zamanlarında nasıl solgun ve zayıf bir hale büründüğünü farkettiler. Remus’un, durumuyla ilgili gerçeği ağzından kaçırır diye diğer çocuklarla oynamasına izin verilmiyordu. Sonuç olarak, onu çok seven ailesine rağmen yapayalnız bir çocuktu.

Remus küçükken dönüşümler sırasında onu zapt etmek çok zor olmuyordu, kilitli bir oda ve bolca susturma büyüsü genellikle yeterliydi. Ancak o büyüdükçe, kurt tarafı da büyüdü ve on yaşına geldiğinde kapıları söküp camları parçalayabiliyordu. Onu kontrol altında tutmak için daha da güçlü büyüler gerekiyordu. Hope ve Lyall endişe ve korkuyla gitgide zayıfladı. Oğullarını çok seviyorlardı ancak yaşadıkları toplum – halihazırda etraflarını saran ve gitgide artan karanlık faaliyetlerden korkarken – kontrol altına alınamayan bir kurtadama hoşgörüyle yaklaşmayacaktı. Oğulları için bir zamanlar taşıdıkları umutları yıkılan Lyall, asla okula ayak basamayacağından emin olduğu Remus’u evde eğitiyordu.

Remus’un on birinci yaş gününden hemen önce, Lupin’lerin kapısında davetsizce beliren Hogwarts müdürü Albus Dumbledore‘dan başkası değildi. Telaşlanan ve korkan Lyall ve Hope girişi kapatmayı deneseler de, bir şekilde, beş dakika sonra, Dumbledore şöminenin yanında oturmuş Remus’la kızarmış ekmek yiyip tükürenbilye oynuyordu.

Dumbledore Lupin’lere oğulları hakkındaki gerçeği bildiğini söyledi. Greyback yaptığını  etrafta büyük bir iftiharla anlatmıştı ancak Dumbledore’un karanlık yaratıklar arasında casusları vardı. Bununla birlikte Dumbledore Remus’un okula gelmemesi gerektiği konusunda bir sebep göremediğini söyledi ve Remus’un dönüşümleri için gerekli olan gizli ve güvenli yerle ilgili yaptığı düzenlemeleri anlattı. Kurtadamlara yönelik yaygın önyargılar sebebiyle, Dumbledore bu durumun Remus’un kendi iyiliği için gizli tutulması konusunda hemfikirdi. Ayda bir kez sadece Hogwarts arazisindeki yer altı geçitlerden ulaşılabilen, büyülerle korunan, Hogsmeade‘deki gizli ve konforlu bir eve dönüşümünü huzurla geçirmesi için gidecekti.

Remus’un heyecanı daha önce bildiği her şeyin ötesindeydi. Diğer çocuklarla tanışmak ve, hayatında ilk defa arkadaş edinmek, en büyük hayaliydi.

Okul Yılları

Gryffindor‘a seçilen Remus Lupin çabucak neşeli, kendinden emin ve asi iki oğlan olan James Potter ve Sirius Black ile arkadaş oldu. Remus’un sakin espri anlayışından ve hatta genelde kendilerinde olmayan, takdir edilesi nezaketinden etkilendiler. Remus her zaman ezilenlerin dostuydu, eğer o, James ve Sirius’u ikna etmese, muhtemelen dikkate değer bulmayacakları, Gryffindor’dan arkadaşı, kısa boylu ve ağırkanlı bir çocuk olan Peter Pettigrew’a her zaman nazikti. Kısa bir sonra, ayrılmaz dörtlü oldular.

Remus grubun vicdanıydı ancak ara sıra hataları da olurdu. Severus Snape‘e acımasızca yapılan zorbalıkları onaylamıyordu ama James ve Sirius’u çok seviyordu ve kendisini kabul ettikleri için o kadar büyük bir minnet duyuyordu ki, bu yüzden onlara yeteri kadar karşı durmadığını biliyordu.

En iyi üç arkadaşının kısa süre içinde, neden Remus’un ayda bir kez ortadan kaybolduğuyla ilgili meraklanması kaçınılmazdı. Yalnız geçirdiği çocukluğu yüzünden, arkadaşlarının onun kurtadam olduğunu öğrenmesi halinde terk edeceğine inanıyordu. Remus yokluğuna dair daha da ayrıntılı ve özenle hazırlanmış yalanlar uyduruyordu. James ve Sirius ikinci senelerinde gerçeği tahmin etti. Remus afallamış ama bir o kadar da minnettardı. Çünkü sadece arkadaşı olarak kalmadılar, her ay yaşadığı bu tecriti bir nebze olsun kolaylaştırmak için dahiyane bir fikir ürettiler, ayrıca ona ”Aylak” lakabını taktılar. Remus okulu Sınıf Başkanı olarak bitirdi.

remus-lupin

Zümrüdüanka Yoldaşlığı

Dört arkadaş okuldan ayrıldığında, artık Lord Voldemort‘un yükselişi neredeyse tamamlanmıştı. Dört genç adam, Voldemort’a karşı gerçek direnişin yoğunlaştığı yeraltı örgütü Zümrüdüanka Yoldaşlığı’na katıldı.

James Potter’ın eşi Lily ile Voldemort’un elinde ölmesi, Remus’un zaten sıkıntılarla geçen ömründeki en travmatik olaylardan biriydi. Arkadaşları ona, diğer insanlara ifade edeceğinden çok daha fazlasını ifade ediyordu çünkü çoğu insanın ona dokunulmaması gereken biri gibi davranacak olması ve evlenip çocuk sahibi olmasına imkan olmadığı gerçeğini uzun zaman önce kabullenmişti. Daha da kötüsü, yirmi dört saat içinde diğer iki en yakın arkadaşını da kaybetti. Remus, birinin diğerini öldürdüğü ve şimdi Azkaban‘da olduğu, Zümrüdüanka Yoldaşlığı‘na, Lily’ye ve James’e ihanet ettiği ile ilgili haberleri duyduğunda Yoldaşlık ile ilgili bir görev için ülkenin kuzeyindeydi.

Voldemort’un düşüşü büyücülük dünyasının kalanı tarafından coşku seliyle karşılanırken, Remus için uzun, zorlayıcı bir yalnızlığın ve mutsuzluğun başlangıcı oldu. Üç en yakın arkadaşını kaybetmişti ve Yoldaşlığın dağılmasıyla, yoldaşlıktaki arkadaşları aileleriyle birlikte günlük meşgalelerine geri döndüler. Annesi ölmüştü, babası Lyall oğlunu gördüğü için her daim çok mutlu olsa da, Remus geri dönüp onunla yaşayarak babasının huzurlu hayatını tehlikeye sokmak istemedi.

Remus artık yoksul bir hayat yaşıyordu, yeteneklerinin çok altında işlerde çalışıyor, dolunay zamanı gittikçe hasta bir hal aldığı iş arkadaşları tarafından fark edilmeden ayrılması gerektiğini biliyordu.

Kurtboğan İksiri

Büyücülük dünyasındaki bir ilerleme Remus’a adeta umut aşıladı: Kurtboğan İksiri. Bu iksir her ne kadar ayda bir kez insan formunu kaybetmeyi önleyemese de, dönüşümleri sıradan ve uykulu bir kurt olmaya sınırlıyordu. Kendi bilincinde değilken birini öldürmek, Remus’un her zaman en büyük korkusu olmuştu. Ancak Kurtboğan İksiri karmaşık ve malzemeleri oldukça pahalıydı. Remus’un ne olduğunu kabul etmeksizin iksiri deneme şansı olamazdı, bu yüzden yalnız ve seyyah yaşamına devam etti.

kurtadam

Hogwarts’a Dönüşü

Albus Dumbledore, Yorkshire’daki yıkık dökük, yarı harabe durumdaki bir kulübeye kadar izini sürdüğü Remus Lupin’in, hayatının akışını bir kez daha değiştirdi. Müdürü gördüğüne çok memnun olan Remus, Dumbledore ona Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmenliği pozisyonun teklif edince şaşkına döndü. Dumbledore, İksir ustası Severus Snape’in incelik göstererek hazırlayacağını ve sınırsız Kurtboğan İksiri temin edileceğini açıkladığında ancak ikna oldu.

Remus Hogwarts’ta, kendi alanındaki eşine ender rastlanır kabiliyeti ve öğrencilerine gösterdiği derin anlayışla ne kadar yetenekli bir öğretmen olduğunu ortaya koydu. Her zamanki gibi kendini ezilenlere yakın hissediyordu, Neville Longbottom ve Harry Potter onun bilgeliğinden ve nezaketinden faydalandı.

lupin-ve-neville-longbottom

Ancak Remus’un eski hataları iş başındaydı. Eski arkadaşlarından biri olan bilindik bir kaçakla ilgili şüpheleniyordu ancak bu şüphelerini Hogwarts’ta kimseyle paylaşmadı. Çaresizce duyduğu, bir yere ait olma ve sevilme arzusu, yeteri kadar dürüst ve cesur davranamaması anlamına geliyordu.

Tüm talihsiz olayların bir araya gelmesi, Remus’un süregelen kurtadam dönüşümünün okul arazisinde gerçekleşmesine sebep oldu. Sonrasında Remus Lupin’in gösterdiği saygı ve nezakete rağmen hıncını alamayan Severus Snape, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeninin aslında ne olduğunun geniş çevreler tarafından bilinmesini sağladı. Remus istifa etme zorunluluğu hissedip Hogwarts’tan bir defa daha ayrıldı.

Evliliği

Lord Voldemort tekrar yükseldiğinde, eski direniş bir araya geldi ve Remus kendini bir kez daha Zümrüdüanka Yoldaşlığı‘nın bir parçası olarak buldu.

Bu defa gruba, ilk direnişte katılmak için çok genç olan bir Seherbaz da dahil oldu. Ağarmış saçlarıyla, içlerindeki en çetin Seherbaz olan Alastor ‘Deli-göz’ Moody‘nin rehberlik ettiği, akıllı, cesur ve muzip, pembe saçlı Nymphadora Tonks.

Sıklıkla melankolik ve de yalnız biri olan Remus, genç cadının tavırlarıyla önce neşelendi, sonra ondan etkilendi ve en sonunda aşık oldu.  Daha önce hiç aşık olmamıştı. Eğer bu iş daha huzurlu zamanlarda olsaydı, Remus farklı bir yere taşınır ve kendisine yeni bir iş bulurdu, böylece olacağını sandığı gibi, Tonks’un büroda genç ve yakışıklı bir Seherbaz’a aşık oluşunu izleyip bunun acısına katlanmak zorunda kalmazdı. Ancak savaş halindeydiler, ikisine de Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nda ihtiyaç vardı ve kimse bir sonraki günün ne getireceğini bilemezdi. Remus tavrını değiştirmemesi gerektiğini düşünüyordu ancak her ne kadar hislerini kendine saklasa da birisi gece görevlerinde onu Tonks’la eşleştirdiğinde sevinçten havalara uçuyordu.

Tonks’un hislerine yanıt vereceği, kendisine kirli ve değersiz gözüyle bakmaya alışkın olan Remus’un aklının ucundan geçmezdi. Bir yılın sonunda gittikçe daha samimi bir hal alan arkadaşlığın ardından, bir gece bir Ölüm Yiyen’in evinin önünde gizlenmiş haldeyken, Tonks Yoldaşlık üyelerinden biri hakkında öylesine bir yorum yaptı (‘Azkaban’dan sonra bile hala yakışıklı, değil mi?’). Remus kendine hakim olamadan eski dostuna aşık olduğunu tahmin ettiğine dair sert bir cevap verdi. (‘Kadınları hep o alır.’) Tonks buna aşırı sinirlenmişti:

 “Kendine acımakla bu kadar meşgul olmasaydın, kime aşık olduğumu gayet iyi fark ederdin.”

Remus’un ilk tepkisi hayatı boyunca tatmadığı bir mutluluktu ancak bu, altında ezildiği gerçeği hatırlamasıyla anında sönüverdi. Her zaman evlenip acı dolu ve utanç verici durumunu başkasına yaşatmayı göze alamayacağını biliyordu. Böyle olunca, Tonks pek yemese de, dediklerini anlamamış numarası yaptı. Remus’tan daha akıllı olan Tonks, Remus’un kendisine aşık olduğuna ancak saçma bir gurur yüzünden bunu kabul etmediğine emindi. Artık Remus, Tonks’la olan görevleri geri çeviriyordu, onunla zar zor konuşuyor ve en tehlikeli görevler için gönüllü oluyordu. Tonks çaresiz ve mutsuzdu, sadece sevdiği adamın bir daha onunla isteyerek zaman geçirmeyeceğini değil ayrıca ona olan hislerini kabul etmektense ölüme yürüyeceğini düşünüyordu.

Remus ve Tonks, Sihir Bakanlığı’ndaki Gizem Dairesi’nde Lord Voldemort ve Ölüm Yiyenlerine karşı Voldemort’un dönüşünün açığa çıkmasıyla sonuçlanan bir savaş verdiler. Bu savaş sırasında yaşadığı son okul arkadaşının kaybı da kendi kendine acıyan ve zarar veren duruşunu değiştirmedi. Tonks, Remus’un Yoldaşlık için casusluk yapmaya gönüllü olup, kurtadamların arasına karışarak onları Dumbledore’un safına katmak için ikna etmeye gitmesini çaresizlik içinde izledi. Kendini ifşa ederek ayrıca, hayatını sonsuza dek değiştirmiş olan kurtadam Fenrir Greyback’ten intikam almanın fırsatını kolluyordu.

remus-lupin-2

Aşağı yukarı bir yıl sonra Remus, Yoldaşlık Hogwarts Şatosu’nun içinde Ölüm Yiyen’lerle çarpıştığında Tonks ve Greyback’le yüz yüze geldi. Bu savaş sırasında Remus sevdiği bir diğer kişiyi daha kaybetti: Albus Dumledore. Albus Dumbledore Yoldaşlığın her üyesi tarafından çok seviliyordu ama Remus için daha fazlası demekti; onun için nezaketi, hoşgörüyü ve anne babası ve en iyi üç arkadaşının dışında kimseden görmediği anlayışı temsil ediyordu. Albus Dumbledore, normal büyücülük toplumunda ona yer veren adamdı.

Greyback tarafından saldırıya uğradığı kanlı savaşın sonrasında, Fleur Delacour‘un Bill Weasley’e duyduğu sonsuz aşkı gözler önüne sermesinden ilham alan Tonks cesur bir adım atarak Remus’a olan hislerini herkesin içinde açıkladı. Bu Remus’u, Tonks’a olan güçlü hislerini kabul etmek durumunda bıraktı. Bencilce davranarak devam ettirdiği kuruntularına rağmen, Remus ve Tonks, İskoçya’nın kuzeyinde, yerel bir büyücü tavernasından buldukları şahitlerin huzurunda sessiz sedasız evlendi. Hastalığının karısına bulaşmasına yönelik korkusu devam ederken etrafta birlikteliklerine dair tantana olsun istemiyordu. Rüyalarındaki kadınla evlenmiş olmanın mutluluğu ve neden olabileceği kötü şeylerin korkusu arasında gidip geliyordu.

lupin-ve-tonks

Baba Oluşu

Evliliklerinden birkaç hafta sonra Remus, Tonks’un hamile olduğunu anladı ve tüm korkuları gün yüzüne çıktı. İçinde bulunduğu durumu masum bir çocuğa geçirdiğini, Tonks’un tıpkı annesi gibi hiçbir yere yerleşemeden, sürekli oradan oraya kaçıp günden güne saldırganlaşan çocuğunu gözlerden uzak tutarak yaşamaya mahkum ettiğini düşünüyordu. Pişmanlık içinde kendini suçlayan Remus kaçıp hamile Tonks’u ardında bırakarak Harry’yi buldu ve hangi ölüme meydan okunması gereken maceraya atılacaksa ona katılma teklifinde bulundu.

Remus sadece, on yedi yaşındaki Harry’nin teklifini reddetmesine değil ayrıca ona hakaret edip öfkelenmesine de gücenip şaşırdı. Harry, eski öğretmenine son derece bencil ve sorumsuzca hareket ettiğini söyledi. Remus hiç kendisine özgü olmayan bir sertlikle cevap verdi, evden hiddetle ayrıldı, burnundan soluyarak içki içmek için Çatlak Kazan’a sığındı.

Ancak birkaç saat düşünüp taşındıktan sonra Remus, eski öğrencisinin ona iyi bir ders verdiğini kabullenmek zorunda kaldı. James ve Lily’nin, kendi ölümlerinde bile Harry’nin yanında kaldıklarını düşündü. Kendi anne babası Lyall ve Hope kendi huzurlarını ve güvenliklerini sadece aileyi bir arada tutmak uğruna feda etmişlerdi. İçin için utanan Remus Çatlak Kazan‘dan ayrılıp karısına geri döndü, kendisini affetmesi için yalvardı ve ne olursa olsun bir daha asla ayrılmayacağına söz verdi. Tonks’un hamileliğinin geri kalanında Remus Zümrüdüanka Yoldaşlığı görevlerinden kaçındı ve önceliği karısını ve doğmamış çocuğunu korumak oldu.

Lupin’lerin oğlu Edward Remus (Teddy) adını, Remus’ın yakın zamanda vefat eden kayınpederinden aldı. Anne ve babasını rahatlatıp sevindiren Edward Remus likantropi yani kurt adama dönüşmeye dair hiçbir belirti göstermezken annesinin istediği zaman görünüşünü değiştirebilme özelliğini almıştı. Teddy’nin doğduğu akşam Remus kısa bir süreliğine Tonks’u ve oğlunu kayınvalidesine emanet edip hiddetli karşılaşmalarının ardından ilk kez Harry’yi bulmaya gitti. Burada, bağışlanmak ve minnet dışında hiçbir şey hissetmediği, kendisini ona en büyük mutlulukları veren ailesinin yanına, evine gönderen kişiden, Harry’den Teddy’nin vaftiz babası olmasını istedi.

lupin-tonks-teddy

Ölümü

Tonks ve Remus minik oğullarını büyükannelerinin gözetimine bırakıp Voldemort’a karşı son savaşa katılmak üzere Hogwarts’a döndü. Voldemort’un kazanması halinde ailece yok edileceklerini biliyorlardı: ikisi de Zümrüdüanka Yoldaşlığının herkes tarafından bilinen üyeleriydi. Tonks, Ölüm Yiyen teyzesi Bellatrix Lestrange‘in gözünde mimlenmiş bir kadındı ve oğulları ise safkanlığın zıttıydı, birçok Muggle akraba ve bir miktar kurtadam kanına sahipti.

lupin-tonks

Ölüm Yiyenlerle sayısız karşılaşmadan sağ kurtulan ve savaştığı onca güç durumdan cesurca ve ustaca çıkış yolu bulan Remus Lupin’in sonu Voldemort’un en sadist ruhlu, en sadık ve ona en uzun süredir hizmet eden Ölüm Yiyen’lerinden biri olan Antonin Dolohov’un elinden oldu. Remus aceleyle savaşa katılmaya geldiğinde zaten formunda değildi. Aylarca olaylardan uzak kalması, bu zaman zarfında genelde gizlenme ve koruma büyüleri yapmış olması düello yeteneğini körelmişti ve aylardır savaşan, yaralayan ve öldüren Dolohov’un karşısına çıktığı düelloda çok yavaş kaldı.

Ölümünden sonra Remus Lupin, bu onura layık görülen ilk kurtadam olarak, Birinci Sınıf Merlin Nişanı ile ödüllendirildi. Onun ölümü ve hayatı, kurtadamlar üzerindeki bu lekeyi kaldırmak adına örnek teşkil etti. Çok zorlu şartlarda bile elinden gelenin en iyisini yapan ve kendisinin bile bildiğinden çok daha fazla kişiye yardım etmiş, cesur ve iyi yürekli bu adam onu tanıyan hiç kimse tarafından asla unutulmadı.

J.K. Rowling’in Düşünceleri

Remus Lupin, tüm Harry Potter serisi içinde benim en favori karakterlerimden biriydi. Tüm bunları yazarken tekrar ağladım çünkü onu öldürmek hiç hoşuma gitmeyen bir şeydi.

Lupin’in likantropi durumu (kurtadam olması), leke gibi taşınan HIV ve AIDS gibi hastalıklara yönelik bir metafordu. Kandan geçen durumlara dair her türlü hurafe, muhtemelen yine kanın kendisiyle alakalı tabularla ilgiliydi. Muggle’lar kadar histeri ve önyargıya yatkın olan büyücü toplumu ve Lupin’in karakteri, bana bu tarz tutumları inceleme imkanı verdi.

Harry Potter kitaplarında Remus’un patronusunu, Harry’ye bu zor ve alışılmadık patronus yaratma sanatını öğretirken bile öğrenemedik. O bir kurt -sıradan bir kurt, kurtadam değil. Kurtlar, ailesine düşkün ve zararsızdır ancak Remus ona çektiği ızdırabı hatırlatması sebebiyle patronusunun şeklini hiç sevmezdi. Kurtlarla ilgili her şey onu tiksindirirdi ve kendi isteğiyle genelde cisimsiz bir patronus yaratırdı, özellikle başkaları etraftayken.

J.K. Rowling’in Yeni Kitabından “Minerva McGonagall Hakkında Bilinmeyenler” için buraya tıklayabilirsiniz!

* J.K. Rowling’in Yeni Kitabından “Sybill Trelawney Hakkında Bilinmeyenler” için buraya tıklayabilirsiniz!

* J.K. Rowling’in Yeni Kitabından “Silvanus Kettleburn Hakkında Bilinmeyenler” için buraya tıklayabilirsiniz!

⁠⁠⁠Evapsie!
5 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir